Şubat ve Mart 2026’da İran ve Orta Doğu’daki gerilim, küresel altın piyasasında önemli bir sınamaya yol açtı. ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri operasyonların ardından, altının ons fiyatı 5.000 doları geçerken, fiziki altın akışları da ciddi şekilde sekteye uğradı. Dubai dünyanın en büyük külçe altın ticaret merkezleri arasında yer alırken, bölgedeki lojistik zincirinde yaşanan aksamalar yatırımcılar için dikkat çekici sonuçlar doğurdu.
Fiziki Altında Erişim Krizi
ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırısından sonraki ilk 72 saatte, altın piyasasında işlem hacminin yoğunlaştığı görülüyor. Ancak bölgedeki büyük nakliye firmalarının Orta Doğu’ya sevkiyatlarını askıya alması, Lloyd’s gibi sigorta şirketlerinin savaş risk sigortası sağlamaktan çekilmesi ve Dubai’deki aracıların elindeki stokları gönderememesi fiziki altının transferini neredeyse imkansız hale getirdi.
Bunun sonucunda, Dubai’deki fiziki altının fiyatı Londra’daki spot fiyata kıyasla daha düşükten işlem gördü. Fiyat yükselirken, yerel işlem değerinin gerilediği bu tablo, “kasada duran” altının her zaman “erişilebilir” olmadığını gösterdi. Bu süreçte depoda bekleyen altınlar için yatırımcılara ek masraflar yansıdı.
2025’ten itibaren merkez bankalarının altın alımları ve jeopolitik dalgalanmalar, tüm yatırımcıları altının güvenli liman işlevine ikna etmişti. Ancak Şubat 2026’daki bu kesinti, en kritik anlarda fiziki erişimin ne kadar kolay sağlanamayacağını ortaya koydu. Altının değer kaybı yaşamadığı, ancak transfer işlemlerinin blokaja takıldığı dikkat çekti.
Kitco News, “Orta Doğu’daki düşmanlıklar külçe teslimatını sekteye uğrattı, altın fiyatlarında dalgalanma yaşandı” ifadelerine yer verdi.
Tokenize Altının Önemi Artıyor
Fiziki altındaki lojistik riskler, kriz anında hızla büyüyebiliyor. Uzak bir ülkede tutulan ve blokzincir üzerinden temsil edilen altının ise bu tip aksamalara karşı avantaj sunduğu görülüyor. Dubai örneğinde, hava taşımacılığının tamamen durduğu, savaş riski sigortasının yapılamadığı günlerde, blokzincir üzerinden tokene dönüştürülmüş altının transferinde herhangi bir kesinti yaşanmadı.
Bu süreçte öne çıkan şirketlerden biri, 15 yılı aşkın blokzincir ve dijital varlık tecrübesine sahip Yeni Zelanda merkezli Techemynt oldu. Şirket, GoldNZ ve SilverNZ adlarını verdiği kurumsal kalitede tokenize kıymetli metaller ürününü piyasaya sürdü. GoldNZ, Yeni Zelanda’daki Commonwealth Vault tesislerinde bulunan, yatırımcı adına tahsisli fiziki altına karşılık geliyor ve blokzincir üzerinden kolaylıkla transfer edilebiliyor.
Token sahipleri, gerekli kimlik doğrulama sürecini tamamladıktan sonra, varlıklarını istedikleri zaman ikincil piyasalarda işleme konu edebiliyor ya da Techemynt’e iade ederek fiziki teslim talep edebiliyor. Ancak fiziki teslimlerin yılda dört dönem halinde gerçekleştiği, anlık çekim yapılmadığı belirtiliyor.
GoldNZ, işlem hızında ciddi fark yaratıyor. Blokzincir ile transfer dakikalar içinde tamamlanırken, fiziki altının sevki veya tasfiyesi haftalarca sürebiliyor. Ayrıca token sahibi, portföyünü gram bazında ve orantılı biçimde yönetebiliyor. Geleneksel büyük külçe barlarda ise parçalı likidite sağlamak mümkün olmuyor.
Diğer taraftan, GoldNZ benzeri dijital çözümler akıllı sözleşme güvenliği gibi yeni riskler taşıyor. Kod hataları veya olası siber açıklar göz önünde bulundurulmalı. Ayrıca GoldNZ’de ikincil piyasa likiditesi henüz gelişme aşamasında bulunuyor. Tüm bu unsurlar, kriz dönemlerinde altına ve alternatif dijital çözümüne bakışı köklü biçimde değiştirebilir.




