Dünya genelinde merkez bankaları, portföylerinde altının payını ciddi biçimde artırıyor. Son veriler, 2026 yılı itibarıyla altının toplam rezervler içindeki oranının %26,6’ya yükseldiğini ve bunun 1993’ten bu yana en yüksek seviye olduğunu gösteriyor.
Merkez bankalarının rezerv tercihlerinde değişim
2022’den sonra hız kazanan altın alımları, özellikle enflasyon dalgalanmaları, yaptırımlar ve küresel siyasi belirsizlikler nedeniyle dikkat çekiyor. Asya, Avrupa ve Latin Amerika’daki merkez bankaları, rezervlerinde dolar yerine altına daha çok yer açıyor. Veri ve analizlere göre, pek çok gelişmekte olan ve gelişmiş ülke, döviz rezervlerinin yapısını çeşitlendirirken altın varlıklarını yükseltti.
Merkez bankalarının rezervlerinin %26,6’sı artık altından oluşuyor; bu oran 30 yılın zirvesi. Ayrıca, son beş yılda özel sektör yatırımcılarının portföylerinde altının payı iki kattan fazla arttı ve 1984’ten beri en yüksek seviyeye çıktı.
Altının karşı taraf riski taşımaması, yani başka bir varlığa veya kuruma bağımlı olmaksızın değerini koruyabilmesi, küresel rezerv yönetiminde ön plana çıkmasını sağladı.
Bununla birlikte, özel yatırımcılar da altına olan ilgiyi önemli ölçüde artırdı. Özel sektörün altın varlıkları son beş yılda %2,7 seviyesine ulaştı. Bu, tarihi zirvelerin altında kalsa da büyümenin devam ettiğine işaret ediyor.
Enflasyon kaynaklı mali şoklar ve artan devlet borcu, altının güvenli liman rolünü destekliyor. Merkez bankalarının altın tercihi, portföy yönetiminde risk algısında yaşanan değişime paralel gelişiyor.
Uzmanlar, uzun vadede dünya finans sisteminin tek merkezli olmaktan çıkıp, birden fazla rezerv varlığının öne çıktığı bir modele doğru gittiğine işaret ediyor. Bu ortamda, altına olan talebin devam etmesi bekleniyor.
Mini sözlük: Karşı taraf riski, bir varlığın değerinin başka bir kurum veya kişi tarafından olumsuz etkilenebilme riskidir. Altın fiziksel bir varlık olduğu için genel olarak bu riski taşımaz; bu da kriz ortamlarında güvenli liman olarak öne çıkmasına neden olur.
Doların payı azalıyor, altına talep artıyor
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, doların küresel döviz rezervlerindeki payı 2026’nın ilk çeyreğinde %56,3’e geriledi. Bu oran bir önceki çeyrekte %57,8 idi. Yani doların rezervlerdeki ağırlığı gerilerken, altının rolü güçlenmeye devam ediyor.
Piyasa araştırmalarına göre, merkez bankalarının 2026 yılında ortalama 585 ton altın alımı gerçekleştireceği tahmin ediliyor. JPMorgan Chase’e göre, hem devletlerin hem de büyük kurumsal yatırımcıların altına talebi, makroekonomik belirsizliğin sürdüğü bu ortamda istikrarlı bir şekilde yüksek seyrediyor.
Asya piyasalarında da dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Özellikle Japonya’da 2026 yılında altın ihracatı bir önceki yıla göre %35,6 arttı. Aynı dönemde ithalat da yükseldi. Böylece, ülkede fiziki altın hareketliliği hızlandı. Analistler bunun nedeni olarak vergi avantajları ve sınır ötesi daha önce kaydı olmayan altın transferlerini gösteriyor.
| Yıl | Merkez Bankası Altın Rezerv Oranı (%) | Doların Küresel Rezervlerdeki Payı (%) | Özel Sektör Altın Payı (%) |
|---|---|---|---|
| 2021 | 22,0 | 59,2 | 1,3 |
| 2023 | 24,5 | 57,8 | 2,1 |
| 2026 | 26,6 | 56,3 | 2,7 |
Aynı zamanda, Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı şirketlerin gelirlerinin belli sektörlerde yoğunlaşması, yatırımcıların portföylerini daha sağlam varlıklara kaydırmasına neden oluyor. Bu eğilim, dünya genelinde finansal dönüşümün daha da belirginleşmesini sağlıyor.




