Merkez bankaları, son 16 yıldır düzenli şekilde altın almaya devam ediyor. 2022, 2023 ve 2024 yıllarında yıllık alımlar 1.000 tonun üzerindeyken, 2025’te toplam alım 863 tona ulaştı. Bu rakam, 2010–2021 arasındaki 473 tonluk yıllık ortalamanın hayli üzerinde ve alım iştahındaki artışın sürdüğünün göstergesi. Söz konusu eğilimin 2026’da da güçlenerek devam ettiği görülüyor.
Küresel rezerv stratejisinde altının yeri
Merkez bankalarının altın stoğunu hızla artırmasının temelinde, özellikle 2022’de yaşanan rezerv krizi başta olmak üzere çeşitli jeopolitik ve ekonomik riskler yer alıyor. O yıl G7, Avrupa Birliği ve Avustralya’nın Rusya Merkez Bankası’na ait yaklaşık 300 milyar dolarlık rezervi dondurması, uluslararası portföylerde çeşitlendirme ihtiyacını belirginleştirdi. Bu olayla birlikte, döviz cinsinden Batılı saklama kurumlarında tutulan rezervlerin siyasi kararla bloke edilebileceği gerçeği tüm merkez bankaları için önemli bir risk unsuru haline geldi.
Fiziki altın ise, kendi ülkesinde depolandığında yabancı kurumlardan bağımsız ve karşı taraf riskinden arınmış bir değer deposu olarak öne çıkıyor. Dünya Altın Konseyi’nin 2025 anketine göre, rezerv yöneticilerinin büyük çoğunluğu önümüzdeki yıl altın rezervlerinin artmasını bekliyor. Ankete katılanların yüzde 95’i küresel ölçekte altın varlıklarının yükseleceğini öngörürken, hiçbiri düşüş beklemiyor. Ayrıca, yöneticilerin yüzde 76’sı, altının beş yıl içinde rezervlerdeki payının daha da yükseleceğinden emin.
Rekor talep ve fiyat artışı
2025’te toplam altın talebi, tarihte ilk kez 5.000 tonu aşarken, bunun değeri 555 milyar doları geçti. Aynı yıl ortalama altın fiyatı ons başına 3.431 dolar ile tüm zamanların zirvesindeydi ve yıl boyunca 53 yeni rekor kaydedildi. 2026 Ocak ayında fiyat ons başına 5.000 doların üzerine tırmandı.
En fazla altın alımı yapan ülkeler arasında Polonya Merkez Bankası iki yıldır liderliği korurken, Kazakistan, Brezilya, Türkiye, Çin ve Çekya da liste başında. Özellikle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 28 ay üst üste net alım gerçekleştirdi. Çin Merkez Bankası ise, 17 aylık kesintisiz alımla 2.306 tonluk resmi altın rezervine ulaştı. Bunun yanında, Dünya Altın Konseyi 2025’te merkez bankalarının toplam alımının resmi rakamlardan yüzde 57 daha fazla olabileceğini tahmin ediyor; bu da gerçek talebin duyurulanın hayli ötesinde olduğu anlamına geliyor.
“Fiziki altın, başka hiçbir varlıkta olmayan bir özelliğe sahip: Yurt içinde tutulan altın, yabancı kurumlara bağlı değil, siyasi yaptırıma uğrayamaz ve karşı taraf riskine maruz kalmaz. 2025 anketinde, merkez bankalarının altın tercihlerindeki en önemli kriterler kriz dönemlerindeki performansı, çeşitlendirme, enflasyona karşı koruma, değer saklama ve karşı taraf riskinin bulunmaması olarak öne çıktı.”
Tokenize altın ve yeni yatırım imkanları
Fiziki altın arzında ve küresel dağıtımında yaşanan stresleri aşmak için dijital, blokzincir tabanlı çözümler hızla yaygınlaşıyor. Tokenize altın, yani blokzincir üzerinden alınıp satılabilen, tam rezervle desteklenen ve düzenli olarak denetlenen dijital altın, geleneksel piyasalarda sadece kurumsal yatırımcılara açık olan bu stratejik varlığa DeFi ekosistemi içindeki bireysel kullanıcıların da erişimini sağlıyor.
Yeni Zelanda merkezli dijital varlık ihraççısı Techemynt’in GoldNZ ürünü, bu alanda öne çıkıyor. GoldNZ, yatırımcılara karşı taraf riski düşük, OECD üyesi bir ülkenin ortak hukuk sistemine tabii bir yasal altyapı sunarken; ürünün her bir token’ı, Yeni Zelanda’daki Commonwealth Vault tesislerinde tutulan ve bağımsız şekilde denetlenen bir ons altını temsil ediyor. Tokenler; Ethereum, Polygon ve Base platformlarında sorunsuz şekilde kullanılabiliyor.
Tokenize altın piyasası 2025’te yüzde 360 oranında büyüdü. Dünya Altın Konseyi ve Boston Consulting Group, bu alanda altyapı geliştirme çalışmalarını hızlandırırken, GoldNZ gibi ürünler geleneksel altının avantajlarını, kripto dünyasının esnekliğiyle birleştiriyor. Böylece yatırımcılar, fiziksel altına sahip olmadan, saklama ve taşımayla uğraşmadan, blokzincir üzerinden şeffaf biçimde işlem yapabiliyor.
Son dönemde hazırlanan çok sayıda rapor, tokenize edilen gerçek dünya varlıklarının 2033 yılına kadar 18,9 trilyon dolarlık bir piyasa büyüklüğüne ulaşabileceğine işaret ediyor. McKinsey gibi bazı şirketler ise 2030 için daha temkinli şekilde, 2 trilyon dolarlık bir tokenizasyon pazarı öngörüyor. Tüm tahminler mevcut pazarın defalarca katlanacağına işaret ediyor.
Techemynt ayrıca, Yeni Zelanda Doları’na endekslenen NZDS stabilcoini ve SilverNZ üzerinden gümüş varlık da sunuyor. Böylece yatırımcılar, aynı ekosistem içinde altın, gümüş ve stablecoin arasında hızlı geçiş yapabiliyor. Şirket, ülkede Finansal Hizmet Sağlayıcı olarak kayıtlı ve sıkı yasal denetimlerden geçiyor.




