Kuantum bilgisayarların kriptografi üzerindeki olası etkisi, özellikle Bitcoin’in geleceği için şimdiye kadar çoğunlukla uzak bir tehlike olarak görülüyordu. Ancak Google ve California Teknoloji Enstitüsü’nün yakın zamanda yaptığı araştırmalar, mevcut sistemlerin laboratuvar aşamasında olmasına rağmen, kuantum tehditlerinin beklenenden daha erken ortaya çıkabileceğini gösterdi.
Kripto para dünyasının öncülerinden Blockstream CEO’su Adam Back, Paris Blockchain Week’te yaptığı konuşmada, Bitcoin topluluğunun bu risk henüz gerçek olmadan hazırlık yapması gerektiğini vurguladı. Back, bugün kullanılan kuantum bilgisayarların henüz Bitcoin’in kullandığı kriptografiyi kırmaktan çok uzak olduğunu belirtse de, geleceğe dönük adımların bugünden planlanması gerektiğinin altını çizdi.
Back’in önerisi, Bitcoin için isteğe bağlı yükseltmeler geliştirerek kullanıcıların gerektiğinde kuantuma dirençli kriptografiye geçişini önceden mümkün kılmak. Ona göre böyle bir yol haritası, ağda kriz sırasında ani değişiklikler yerine aşamalı geçişi sağlama potansiyeli taşıyor.
Kuantum riski: Zaman çizelgesi beklenenden kısa mı?
Kuantum bilgisayarların teorik olarak blockchain ağlarının şifreleme sistemlerini çözebilmesi, kötü niyetli kişilere cüzdanlara erişme imkânı verebilir. Önceki tahminlerde bu tehdit 20-40 yıl uzağında görünüyordu. Ancak Google ve California Teknoloji Enstitüsü’nün son verileri, pratikte tam donanımlı bir kuantum bilgisayarın çok daha erken ortaya çıkabileceğini ve Bitcoin’in güvenliğini yalnızca dakikalar içinde riske atabileceğini söylüyor.
Bu gelişmeler üzerine Blockstream, Liquid Network üzerinde hash tabanlı imza sistemleriyle yeni kriptografik yöntemler test etmeye başladı. Taproot gibi yükseltmelerin de BTC kullanıcılarının faaliyetini kesintiye uğratmadan alternatif yöntemlere geçişi mümkün kılabileceği değerlendiriliyor.
Adam Back, “Şimdilik laboratuvar ortamındaki kuantum bilgisayarların Bitcoin için gerçek bir tehdit oluşturmadığını düşünüyorum, ancak toplum olarak hazır olmamız gerektiği kesin. Geçmişteki zafiyetlerde hızlı bir aksiyon alınmış olması, olası bir kriz anında da koordineli hareket edileceğine işaret ediyor.” şeklinde konuştu.
BitMEX’in “bekle ve gör” önerisiyle topluluk ikiye bölündü
Bitcoin’in kuantum karşısında alabileceği önlemler konusunda tartışmalar sürerken, BitMEX Research’ün önerdiği ‘canary fund’ (kanarya fonu) yaklaşımı dikkat çekti. BitMEX, mevcutta savunmasız olarak tanımlanan eski Bitcoin bakiyelerinin aniden dondurulması fikrine karşı daha temkinli bir çözüm getiriyor.
Bu yönteme göre, kimsenin özel anahtarını bilmediği, matematiksel olarak bir “Nothing-Up-My-Sleeve Number” ile oluşturulmuş özel bir Bitcoin adresi kuruluyor. Adrese yatırılan Bitcoin, güncel teknolojiyle çekilemez durumda kalıyor. Fakat pratikte yeterince kuvvetli bir kuantum bilgisayara sahip olan biri ortaya çıkarsa, fonlara erişebilir ve böylece ağın mevcut kriptografisinin kırıldığı kesin olarak ispatlanmış olur.
Sistem, bu aşamaya kadar ağda herhangi bir müdahele yapılmamasını; yalnızca bu adresteki varlıklar bir şekilde çekilirse, ancak o zaman kriptografik değişiklikler ve savunmasız coin’lerin dondurulması gibi daha radikal önlemlerin alınmasını öngörüyor. Böylece ani ve tartışmalı müdahalelerden kaçınılması amaçlanıyor.
BIP-361: Topluluğun tepki çektiği öneri
Jameson Lopp ve diğer araştırmacılar tarafından geliştirilen BIP-361 isimli öneri ise, riskten tamamen kaçmak için kullanılmayan eski Bitcoin’lerin anında dondurulmasını savunuyordu. Bu yol haritası, toplulukta ciddi eleştirilere neden oldu; birçok kullanıcı bunun meşru varlıkların erişimine engel olabileceğini savundu.
BitMEX’in önerdiği kanarya fonu modeli ise, yatırımcılara çoklu imza ve fon geri çekme esnekliği sunuyor. Yani yatırım yapanlar, paralarını istedikleri an çekebiliyor. Ancak BitMEX, bu modelin beraberinde bazı karmaşıklık ve riskler getirdiğini de kabul ediyor. Fakat konu, doğrudan coin dondurma gibi kararlar kadar tartışmalı olduğu için, daha ölçülü bir yaklaşımın tercih edilebileceği belirtiliyor.




