XRP hakkında 2014 yılına ait eski e-postaların yeniden gündeme gelmesi, sosyal medyada “en başından beri planlı bir operasyon” iddialarını tetikledi. Paylaşımlar, bazı güçlü isimlerin Ripple ve XRP’yi erken dönemde sistem dışına itmek istediği yönünde yorumlandı. Tartışmaların büyümesi üzerine XRP yanlısı hukukçu Bill Morgan, belgelerin içeriğine dair kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Morgan, iddiaların somut delillerle desteklenmediğini vurgulayarak kamuoyunu temkinli olmaya çağırdı.
2014 E-postalarının Ortaya Koyduğu Gerçekler
2014 yılına ait olduğu belirtilen e-postalar, Jeffrey Epstein’ın Ripple ve XRP Ledger’a zarar verme isteği taşıdığına işaret ediyor. Belgelerde, dönemin bazı çevrelerinde Ripple’ın faaliyetlerinden rahatsızlık duyulduğu ve şirketin etkisinin sınırlandırılması gerektiğine dair görüşlerin paylaşıldığı görülüyor. Ancak yazışmalar, organize ve uzun vadeli bir operasyonun yürütüldüğüne dair doğrudan bir kanıt sunmuyor.
Bill Morgan, söz konusu belgelerin yalnızca niyet ve fikir alışverişini yansıttığını belirtiyor. Hukukçuya göre, tekil bir yazışmanın yıllar süren bir baskı sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmesi doğru değil. E-postalar, belirli bir döneme ait kişisel görüşleri ortaya koyarken, bu görüşlerin uygulamaya dönüştüğünü gösteren resmi kayıtlardan yoksun.
Morgan ayrıca, sosyal medyada yapılan yorumların çoğunun belge dışı varsayımlara dayandığını ifade ediyor. Ripple’a karşı sistematik bir hamle yürütüldüğünü kanıtlayacak mahkeme kayıtları, düzenleyici raporlar veya kurumsal yazışmalar kamuoyuna yansımış durumda değil. Bu nedenle, 2014 belgelerinin tek başına kapsamlı bir komplo anlatısına dayanak oluşturmadığı belirtiliyor.
SEC Süreci ve Gensler Tartışmaları
Bill Morgan’ın dikkat çektiği en önemli noktalardan biri zamanlama meselesi oldu. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun Ripple hakkındaki resmi incelemesi, 2018 yılının ilk yarısında başladı. Bu tarih, tartışmalı e-postalardan yaklaşık dört yıl sonrasına denk geliyor. Morgan’a göre, aradaki uzun zaman dilimi, iddialar arasında doğrudan bağ kurulmasını zorlaştırıyor.
2018 yılı aynı zamanda eski SEC yetkilisi Bill Hinman’ın, Ethereum’un menkul kıymet sayılmadığını belirten konuşmasını yaptığı dönemi kapsıyor. Kripto piyasasında büyük yankı uyandıran açıklama, düzenleyici yaklaşımın şekillenmesinde etkili oldu. Morgan, Ripple soruşturmasının da bu dönemde hız kazanmasının tesadüf mü yoksa ayrı dinamiklerin sonucu mu olduğunun net biçimde ortaya konmadığını vurguluyor.
Öte yandan, kamuoyuna yansıyan bazı yazışmalarda Gary Gensler’in 2018 yılında çeşitli çevrelerce gündeme getirildiği görülüyor. Morgan, Gensler’in MIT’de görev almaya başladığı dönemin de aynı yıla denk geldiğini hatırlatıyor. Ancak hukukçuya göre, Gensler’in 2014–2018 arasında MIT Media Lab veya eski yöneticisi Joi Ito ile bağlantılı bir rol üstlendiğine dair kanıt bulunmuyor. Bu nedenle, düzenleyici sürecin kişisel ilişkiler üzerinden şekillendiği iddiaları temelsiz kalıyor.




