Stablecoin piyasasının toplam değeri 312 milyar dolara yükselerek yeni bir zirve oluşturdu. Söz konusu büyüme, geleneksel ödeme devleriyle büyük finans kuruluşlarının blockchain tabanlı sistemleri benimsemesiyle istatistiksel bir dönüm noktasına ulaştı. Yaklaşık son bir yılda piyasa değerindeki artış oranı yüzde 50’yi buldu. Aynı dönemde stablecoin’ler üzerinden gerçekleşen transfer hacmi 11 trilyon dolara çıktı. Visa ve Mastercard’ın yanı sıra JPMorgan ve Citi gibi kurumlar da blockchain altyapısını kendi ödeme ve transfer hizmetlerine entegre etti.
Stablecoin Transfer Hacminde Kartlı Ödeme Devleriyle Rekabet
Blockchain üzerinde gerçekleşen dolar tabanlı transferlerin toplam hacmi, geçtiğimiz yıl toplamda 11 trilyon doları buldu. Visa yılda yaklaşık 12 trilyon dolarlık işlem hacmiyle bilinirken, stablecoin piyasası hacim bakımından bu büyüklüğe yaklaşmış durumda. Henüz 15 yıl önce var olmayan bir varlık sınıfı, bugünün önde gelen kartlı ödeme altyapısı ile aynı seviyelere yaklaşarak finansal ekosistemde dikkat çekiyor.
Stablecoin piyasasında yıllık büyüme oranının yüzde 50’ye ulaşması, potansiyel gelişmeler açısından öne çıkıyor. Piyasa değerinin bu hızla büyümeye devam etmesi halinde, bir yılda hedeflenen yeni seviye 468 milyar doları bulabilir. Mevcut veriler, büyüme hızının yavaşlamadığına işaret ediyor.
Küresel Finans Kurumları Stablecoin Altyapısına Yöneldi
Visa ve Mastercard, USDC ile zincir üzerinde ödeme ve işlem süreçlerine başlamış durumda. Böylece kartlı ödemelerde daha önce zorunlu olan muhabir banka altyapısı gerekliliği ortadan kaldırılmış oldu. JPMorgan, Citi ve HSBC ise tokenlaştırılmış mevduat ve blockchain tabanlı ödeme hizmetleriyle ilgili pilot uygulamalar yürütüyor. Ayrıca Mastercard, SoFi Technologies ile yaptığı iş birliğiyle gerçek zamanlı şirketler arası para transferleri ve sınır ötesi havalelerde SoFiUSD kullanmaya başladı.
Bu gelişmeler sadece kriptoya odaklanan şirketlerle sınırlı kalmıyor; uluslararası finans piyasasının ana oyuncuları da stablecoin teknolojisini, milyonlarca müşteriye yönelik ürünlerine entegre etmeye başladı. Spekülatif bir trading aracı olarak başlayan stablecoin teknolojisi, artık finansal altyapının temel bileşenlerinden biri haline geldiği aktarılıyor.
Finansal hizmetler alanında faaliyet gösteren Aon, stablecoin ile sigorta primlerinin ödenmesini öngören bir pilot programı devreye aldı. Circle Payments Network ise ABD, AB, Singapur, Hindistan ve Filipinler gibi bölgelerde uluslararası para transferlerini destekleyen bir hizmet olarak öne çıkıyor. Gelişmeler, stablecoin altyapısının küresel finansal sistemde beklenenden daha hızlı yer aldığına işaret ediyor.
Pazardaki Dağılım ve Regülasyon Gündemi
Tether, USDT ile piyasada yaklaşık yüzde 59’luk paya sahip. Circle tarafından çıkarılan USDC ise yüzde 25 seviyelerinde bulunuyor. Böylece pazarın yüzde 84’ü bu iki varlığın kontrolünde. Yeni oyunculardan Sky’ın USDS’ı ise 7,9 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşarak hızla büyüyen ürünlerden biri oldu. Bu alandaki büyüme, aynı zamanda regülasyon tartışmalarına da yansıyor. Özellikle ABD’de çıkarılan GENIUS Act ve Avrupa’daki MiCA düzenlemesi, stablecoin ihraççıları için net operasyonel kurallar getiriyor. Asya-Pasifik’te ise benzer düzenlemeler hazırlanıyor.
ABD’de Aon’un uygulamaya aldığı pilot programın yasal temelini GENIUS Act oluşturdu. Avrupa’da ise MiCA, regüle edilen ihraççılar için açık bir çerçeve hazırlıyor. Küresel olarak ciddi bir kurumsal benimseme eğilimi gözleniyor.
Bankalarla Stablecoin İhraççıları Arasındaki Çıkar Çatışması
Stablecoin piyasasındaki 312 milyar dolarlık değer, bu tutarın geleneksel bankacılık sektörü dışında hareket ettiğine işaret ediyor. JPMorgan bir yandan tokenlaştırılmış mevduatları pilot olarak test ederken; diğer yandan, mevduatlara faiz ödenmesini sağlayacak düzenlemelere karşı lobi çalışmaları yürütüyor. Benzer şekilde, stablecoin altyapısını ürünlerine entegre eden bankalar, stablecoin ihraççılarının banka lisansı almaması gerektiği yönünde hukuk yoluna başvuruyor.
Bu karşıtlık, finansal altyapının etkinliğini artırma ihtiyacı ile mevcut sistemin sağladığı gelir modelleri arasında devam eden bir gerilime işaret ediyor. Geleneksel kurumların kendi çıkarlarını korurken, yeni teknolojilere uyum sağlamaya çalıştığı aktarılıyor.




