ABD Başkanı Donald Trump yönetimi İran ile savaşı sona erdirmek için diplomatik girişimlerini sürdürürken, sahadaki gelişmeler çatışmanın genişlediğine işaret ediyor. Yemen’de İran’a yakın Husilerin sürece dahil olmasıyla birlikte askeri denklemin daha karmaşık hale geldiği görülüyor. Çatışmanın Suudi Arabistan’a yayılabileceğine dair ihtimaller de gündeme gelirken, Washington’ın hareket alanının daraldığı değerlendiriliyor.
Husilerin müdahalesiyle çatışma yeni aşamaya geçti
Husiler 28 Şubat’ta İsrail’deki askeri hedeflere balistik füze saldırıları düzenlediklerini açıkladı. Bu gelişme, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından başlayan savaşta Husilerin ilk doğrudan müdahalesi olarak kayda geçti. Saldırıyla birlikte bölgedeki çatışmanın kapsamının genişlediği ve yeni bir aşamaya geçildiği yorumları öne çıktı.
Ortadoğu genelinde gerilimin yayılma ihtimali yakından izlenirken, özellikle deniz ticareti üzerindeki riskler öne çıkıyor. Bab el Mendeb Boğazı’nın kapanabileceğine yönelik endişeler dikkat çekiyor. Kızıldeniz’e açılan bu dar geçit, Süveyş Kanalı’na giden gemiler için kritik bir rota olarak biliniyor.
Küresel lojistik şirketi Maersk’in Umman’daki Salalah Limanı’nda faaliyetlerini geçici olarak durdurması, güvenlik risklerinin somutlaştığını gösterdi. İnsansız hava aracı hareketliliği ve patlamalar nedeniyle alınan bu karar, alternatif güzergahların da risk altında olabileceğine işaret ediyor.
Kızıldeniz ve Basra Körfezi’ndeki taşımacılık hatlarının aynı anda tehdit altına girmesi enerji piyasalarında hızlı bir tepkiye yol açtı. ABD tipi ham petrol WTI yüzde 7,09 artışla varil başına 101,18 dolara yükseldi. Brent petrol ise yüzde 4,22 artarak 112,57 dolara çıktı ve her iki tür de yaklaşık üç yılın zirvesine ulaştı.
İran saldırıları Körfez’e yayılırken ABD kara operasyonu hazırlığında
Çatışmanın Körfez ülkelerine yayılıp yayılmayacağı uluslararası kamuoyunun odağında yer alıyor. İran’ın Suudi Arabistan’daki ABD askerlerinin bulunduğu bir hava üssünü hedef aldığı ve bu saldırıda 10’dan fazla askerin yaralandığı bildirildi. Prens Sultan Hava Üssü’ne yönelik füze ve insansız hava aracı saldırısında bazı askeri ekipmanların da zarar gördüğü aktarıldı.
Suudi Arabistan, 2015’te Yemen’de Husilere karşı bölgesel bir koalisyona liderlik etmişti. Bu geçmiş, Riyad’ın mevcut gelişmelere nasıl yanıt vereceğine dair belirsizliği artırıyor. Körfez ülkelerinin savaşa doğrudan dahil olup olmayacağı kritik bir eşik olarak görülüyor.
ABD’nin diplomatik temasları sürerken askeri hazırlıklarını da hızlandırdığı ifade ediliyor. Yaklaşık 7 bin kara unsurunun bölgeye sevk edildiği ve İran’a yönelik sınırlı bir kara operasyonu seçeneğinin değerlendirildiği belirtiliyor. Bu planın geniş çaplı bir işgalden ziyade özel kuvvetler ve konvansiyonel birliklerin birlikte görev alacağı sınırlı bir harekat olabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan olası kara operasyonunun ciddi kayıplar doğurabileceğine dair kaygılar öne çıkıyor. Çatışmaların başladığı tarihten bu yana 13 ABD askerinin hayatını kaybettiği ve 300’den fazla askerin yaralandığı bildirildi. Bu durumun ABD iç kamuoyunda baskıyı artırabileceği ve karar alma süreçlerini etkileyebileceği konuşuluyor.




