Küresel bilgi işlem altyapısında belirgin bir dönüşüm yaşandığına dikkat çeken açıklamalar, Paris’te düzenlenen Proof of Talk zirvesinde öne çıktı. Bittensor kurucu ortağı ve Crucible Labs ortağı Ala Shaabana, artık hesaplama kapasitesinin yalnızca kapalı kurumsal veri merkezlerinde değil, açık ve küresel ağlarda toplandığını savundu.
Bitcoin karşılaştırması öne çıktı
Shaabana, dağıtık sistemlerin eriştiği ölçeği anlatırken Bitcoin ağını geleneksel kurumsal altyapılarla kıyasladı. Buna göre Bitcoin’in hash oranı, dünyanın en güçlü 100 süper bilgisayarının toplam işlem kapasitesinin 600.000 katından daha yüksek bir seviyeye ulaşıyor. Shaabana, bu karşılaştırmanın yalnızca Bitcoin için geçerli olduğunu özellikle vurguladı.
Shaabana, Bitcoin’in en büyük 100 süper bilgisayarı açık ara geride bıraktığını, hash oranının bu sistemlerin toplam gücünün 600.000 katını aştığını söyledi.
Bu değerlendirme, merkeziyetsiz ağların yalnızca finansal işlemler için değil, geniş ölçekli hesaplama organizasyonu açısından da yeni bir model sunduğu görüşünü güçlendiriyor. Konuşmada, açık ağların kod ve teşvik mekanizması sayesinde büyük ölçekli donanım kapasitesini bir araya getirebildiği anlatıldı.
Bittensor modeli nasıl işliyor
Shaabana’nın açıklamalarında öne çıkan Bittensor, yapısal olarak Bitcoin’e benzer bir Katman 1 protokolü olarak tanımlanıyor. Ağda 21 milyon token üst sınırı bulunuyor, yarılanmalar önceden belirlenmiş bloklara gömülü şekilde işliyor, ön madencilik yer almıyor ve girişim sermayesi desteği bulunmuyor. Ancak sistem, Bitcoin’deki hash bulmacasına dayalı madencilik yerine yapay zeka çalıştırma ve doğrulama modelini kullanıyor.
Mini sözlük: Bittensor, yapay zeka üretimi ve doğrulamasını ekonomik teşviklerle organize etmeyi amaçlayan bir blokzincir ağıdır. Subnet ise bu ağ içinde belirli bir göreve odaklanan, kendi ödül yapısına sahip alt ağları ifade eder.
Ağ, 128 adet uzmanlaşmış alt ağdan oluşuyor. Subnet olarak anılan bu yapılarda her ağ kendi hedefini belirliyor ve madenciler TAO token ödülü almak için o hedefe uygun performans göstermeye çalışıyor. Böylece ağın hangi tür zekayı ve hangi çıktıyı öne çıkaracağı, doğrudan ödül mekanizmasıyla şekilleniyor.
Teşvik sistemi belirleyici unsur olarak gösterildi
Shaabana’ya göre bu modelin merkezinde koordinasyon değil, teşvik tasarımı yer alıyor. Konuşmasında, bir alt ağa bakıldığında madencilerin neyi en iyi hale getirmeye çalıştığının doğrudan anlaşılabileceğini belirtti. Ödül hesaplama hızına verilirse hız, veri depolamaya verilirse depolama kapasitesi öne çıkıyor.
Shaabana, uzun vadeli yükseliş senaryosunun artık ağırlıklı olarak teknolojiden değil, borç, likidite ve geleneksel egemen sistemlere duyulan güven kaybından beslendiğini; alt ağların yeni pazarlar oluşturduğunu ve performansın doğrudan ödüllendirildiğini ifade etti.
Bu çerçevede Shaabana, Bitcoin’i küresel ölçekte güçlü bir bilgi işlem motoruna dönüştüren kod ve koordinasyon mantığının yapay zeka alanına da uygulanabileceğini savundu. 128 alt ağa bölünmüş yapı sayesinde geliştiricilerin, merkezi bir teknoloji tekeline ihtiyaç duymadan küresel donanım ve uzmanlığa erişebileceğini söyledi.
Konuşmada ayrıca, açık ağların doğru programatik hedefler tanımlandığında standart şirket yapılarına kıyasla yetenek ve işlem gücünü daha verimli biçimde çekebileceği görüşü dile getirildi. Bu yaklaşımda belirleyici unsurun teknik mimariden çok, katılımcıları hangi çıktıya yönlendiren ekonomik kurgu olduğu belirtildi.




