İran’ın son dönemde yaşadığı askeri gerilimler ve buna bağlı olarak uygulanan uluslararası yaptırımlar, ülkedeki kripto para altyapısının dayanıklılığına dair dikkat çekici sinyaller verdi. 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in hava saldırılarıyla başlayan süreçte, kripto piyasalarının İran’da nasıl etkilendiği ve stabilcoinlerin oynadığı rol yeni analizlerle ortaya kondu.
İran’da Kripto Paraların Gölge Ekonomisi
TRM Labs ve Chainalysis gibi analiz şirketlerinin verilerine göre, İran’ın 2025 yılında toplam kripto işlem hacmi 8 ila 10 milyar dolar seviyesine ulaştı. Ülkedeki en büyük kripto borsası Nobitex’in yaklaşık 15 milyon kullanıcıya hizmet verdiği aktarıldı. Yine Elliptic’in analizine göre, Merkez Bankası geçtiğimiz yıl en az 507 milyon dolarlık USDT satın aldı. Bu adım, İran’ın küresel bankacılık sistemini aşmak için benimsediği yeni yöntemler olarak değerlendiriliyor.
Chainalysis, bu işlem hacminin yaklaşık yarısının Devrim Muhafızları’yla bağlantılı cüzdanlarda aktarıldığını öngördü. TRM Labs ise bu oranın yaklaşık yüzde beş seviyesinde olduğunu; ancak 2023’ten bu yana 5.000’i aşkın IRGC bağlantılı cüzdanın 3 milyar dolardan fazla kripto parayı taşıdığını belirledi. Öte yandan, Londra merkezli TRM Labs’ın ocak ayında yayımladığı rapora göre Birleşik Krallık’ta kayıtlı Zedcex ve Zedxion isimli iki şirket, yalnızca 2024’te İslami Devrim Muhafızları’yla ilişkilendirilen cüzdanlara 619 milyon dolarlık stabilcoin aktardı.
TRM Labs’ın politika birimi yöneticisi Ari Redbord, “Bu durum tek seferlik bir kripto suistimali değil; yaptırım uygulanan bir askeri organizasyonun, offshore kripto borsa altyapısıyla sistematik şekilde hareket etmesi” ifadesini kullandı.
Savaş Döneminde Piyasa Davranışları
TRM Labs analizine göre, 28 Şubat’taki saldırılar sırasında İran’da internet bağlantısı yüzde 99 oranında düştü ve kripto işlem hacimleri birkaç gün içinde yüzde 80 geriledi. Birçok borsa, çekim işlemlerini tamamen veya kısmen askıya aldı; bazıları ise günde iki defa toplu çekim formatına yöneldi.
En dikkat çekici adım ise Merkez Bankası’nın, USDT-toman işlem çiftini geçici olarak durdurma yönündeki talimatı oldu. Toman, ülkede kripto ile itibari para arasındaki en temel köprü görevi görüyor. İletilen bilgilere göre, panik yaşayan kullanıcılar ellerindeki riyali ABD dolarına endeksli USDT ile değiştirmeye yöneldi ve bu parite, yerel paranın değer kaybının anlık göstergesi haline geldi. Merkez Bankası’nın hamlesi, böylece kurdaki hızlı değişime karşı kripto tarafında geçici bir frene neden oldu.
İşlemler yeniden açıldığında ise emir defterlerinde düşük hacim ve aşırı fiyat oynaklığı dikkat çekti. Bu gelişmeler, USDT’nin İran finansal altyapısındaki derin yerleşikliğini gözler önüne serdi. TRM Labs, bu dönemin “gerilimi gösterdiği, ancak sistemin çözülmediği” şeklinde değerlendirildiğini aktardı.
Uluslararası Düzenleyici Gözlemler Ve Risk Vurgusu
Krizin ardından Mali Eylem Görev Gücü (FATF), mart başında stabilcoinler ve anonim cüzdanlarla ilgili yeni bir rapor yayımladı. Chainalysis verilerine dayandırılan bulgulara göre, 2025’te yasa dışı kripto işlemlerinin yüzde 84’ü stabilcoinler üzerinden gerçekleşti. FATF, İran menşeli aktörlerin stabilcoinler üzerinden finansal yayılmacılık için bu paraları kullandığını raporunda açıkça belirtti.
FATF, hali hazırda 250’den fazla stabilcoinin piyasada dolaşımda bulunduğuna ve toplam piyasa değerinin 300 milyar doların üzerinde olduğuna dikkat çekti. FATF ayrıca ülkeleri, özellikle stabilcoin kaynaklı risklere karşı etkili düzenleyici çerçeveler oluşturmaya çağırdı ve mevcut koşullarda çoğu ülkenin bu alanda yetersiz kaldığını vurguladı.
USDT’nin dolar endeksli yapısı, İran gibi ülkelerde hem yasal geçişler için pratik çözüm sunarken hem de yaptırımların aşılması noktasında kolaylaştırıcı bir rol üstleniyor. Tether yönetimi, yasa dışı kullanıma karşı sıfır tolerans politikası uyguladığını vurgulasa da, finansal baskıların artması kriptoya olan ilgiyi artırmaya devam ediyor. Uzmanların dikkat çektiği noktalardan biri ise, savaş ve kriz ortamlarının bu bağımlılığı göz ardı edilemez kılması.




