Son bir yıl boyunca, makroekonomik piyasalarda en sık dile getirilen soru, Bitcoin’in neden altının gerisinde kaldığı oldu. 2025 yılında altın yüzde 65 yükselerek son on yılın en çok kazandıran varlıklarından biri haline geldi ve 2026’nın başında 5.608 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Buna karşın Bitcoin, 126.000 dolardaki zirvesinden yüzde 44 gerileyerek 70.000 dolar civarında işlem görüyor. Her iki varlık arasındaki bu ayrışma, ‘dijital altın’ söyleminin sürdürülebilirliğini ve olası yön değişimini tekrar gündeme taşıdı.
Lyn Alden ve Fidelity’den Görüşler
Ekonomi ve makro strateji uzmanı Lyn Alden, mevcut farkın Bitcoin’e karşı bir gerekçe oluşturmadığını, aksine yeni bir yükseliş dalgasının başlangıcını işaret ettiğini öne sürüyor. Alden’a göre, geçmişte altın ve Bitcoin arasında bir sarkaç etkisi gözlemlendi ve mevcut döngüde tekrar Bitcoin’in öne çıkabileceği görüşünde. Altının şu anda ‘coşkulu’ bir ruh haliyle işlem gördüğünü, buna karşılık Bitcoin’in ise genellikle olumsuz bir algıya maruz kaldığını vurgulayan Alden, bu tür zıtlıkların piyasa fırsatları için uygun ortam hazırlayabileceğine dikkat çekiyor.
Benzer şekilde, Fidelity Digital Assets analisti Chris Kuiper’in hazırladığı 2026 raporunda da altının 2025’te gösterdiği güçlü performansın tarihsel bir nadirlik taşıdığı ve sonrasında Bitcoin’in öne çıkmasının şaşırtıcı olmayacağı değerlendirmesi öne çıkıyor. Raporda ayrıca, her iki varlığın da aynı makroekonomik koşullardan baktığı ve geleneksel finans sistemi dışında değer saklama aracı olarak yatırımcı tercihinde öne çıktığı belirtiliyor.
ETF’lerde Fon Akışı Değişimi
Piyasa dinamiklerinde ilk somut değişiklik borsa yatırım fonlarındaki (ETF) hareketlerle kendini göstermeye başladı. ABD’deki en büyük altın destekli ETF olan GLD’den çarşamba günü 3 milyar dolarlık bir çıkış gözlendi. Bu tek günlük çıkışın son iki yılın en büyüğü olduğu vurgulanıyor. Oysa önceki iki ayda altın ETF’lerine rekor girişler yaşanmıştı.
Bitcoin ETF’lerinde ise tersi bir hareket kaydedildi. 6 Mart itibarıyla 30 günlük net akış 273 milyon dolar girişe döndü; 6 Şubat’ta 1,9 milyar dolarlık çıkış söz konusuydu. Aynı dönemde Bitcoin ETF’leri net olarak 4.021 adet Bitcoin eklerken, altın ETF’lerinin varlıkları 1,4 milyon onstan 621.100 ons seviyesine indi.
Horizon şirketinin büyümeden sorumlu yöneticisi Joe Consorti, bu dönüşümü şu şekilde özetledi:
“Altın duraksarken, Bitcoin hızla yükseliyor. ABD ekonomisinin ivme kazanması ve risk iştahının artmasıyla birlikte, Bitcoin’in son bir ayda yüzde bazında getirisi altının üzerine çıkmak üzere. Beklenen riskten kaçıştan riske yönelim rotasyonu başlamış olabilir.”
Farklı Zaman Perspektifleri ve Makro Temeller
Bazı piyasa aktörleri açısından ise bu dönüşüm henüz kesinleşmiş değil. BitMEX’in kurucu ortağı Arthur Hayes, yıl sonu Bitcoin için 250.000 dolar hedefi olsa da şu an yatırım yapmak için aceleci davranmadığını, merkez bankalarının yeniden para arzını artırmasını beklediğini aktarıyor:
“Şu anda elimde 1 dolar olsaydı, Bitcoin’e yatırmazdım; beklerdim. Alım sinyali olarak merkez bankalarının para basmaya başlamasını izleyeceğim.”
Hayes, Orta Doğu’daki çatışmanın ABD Merkez Bankası’nı ek teşvik uygulamalarına itebileceğini, böyle bir politika değişiminin Bitcoin için esas itici güç olacağını savunuyor.
Her iki varlığın orta ve uzun vadeli cazibesini sürdüren temel unsur ise, ABD’nin sürdürülemez hale gelen borç yükü. Fidelity’nin analizine göre ABD ulusal borcu 38 trilyon doları aştı ve faiz ödemeleri bütçenin en büyük kalemlerinden biri haline geldi. Tarihsel olarak Bitcoin ve küresel para arzı arasındaki sıkı korelasyon, özellikle para politikası gevşediğinde Bitcoin’in avantajlı konuma geçtiğini gösteriyor.
Özetle altın kısa vadeli şoklarda daha güçlü tepki verirken, Bitcoin’in likidite döngülerine daha duyarlı olduğu aktarılıyor. 2025 yılındaki altın yükselişi büyük ölçüde merkez bankası alımları ve rezerv çeşitlendirme etkisiyle açıklanırken, aynı eğilimin orta vadede Bitcoin’e destek olabileceği öngörülüyor.




