SWIFT, blokzincir tabanlı ortak defter platformunun dokuz aylık geliştirme sürecinin ardından ilk kullanıma hazır hale geldiğini açıkladı. Küresel finans mesajlaşma altyapısını işleten kurum, sistemi dünyanın önde gelen bazı bankalarıyla pilot test aşamasına taşıyarak tokenleştirilmiş sınır ötesi ödemelerde kesintisiz çalışma hedefi doğrultusunda yeni bir adım attı.
Pilot sürece 17 büyük banka katılıyor
Pilot programa ANZ, BNP Paribas, BNY, Citi, DBS Bank, First Abu Dhabi Bank, FirstRand, HSBC, Itau Unibanco, Lloyds Banking Group, Mashreq, MUFG, OCBC, Standard Chartered, UBS, UOB ve Wells Fargo dahil oldu. SWIFT, bu yapının dağıtık defter teknolojisini kendi küresel mesajlaşma ağıyla birleştirerek bankaların tokenleştirilmiş ödemeleri daha verimli biçimde koordine etmesini amaçladığını kaydetti.
SWIFT, ortak defterin bankalara ödeme taahhütlerini doğrulama, işlem akışlarını eş zamanlı hale getirme ve tokenleştirilmiş transferleri kurumlar arasında uyumlu şekilde yürütme imkanı sunduğunu bildiriyor.
Kurumun verdiği bilgilere göre platform, likidite yönetimini iyileştirmeyi, nakit akışı görünürlüğünü artırmayı ve katılımcı kurumlar arasında tokenleştirilmiş varlıkların sorunsuz biçimde tanınmasını sağlamayı hedefliyor. Girişim yalnızca ödemelerle sınırlı kalmıyor; programlanabilir para ve otonom yapay zeka sistemlerinin işlem başlatıp sonuçlandırabildiği yeni ticaret modelleri için de zemin hazırlıyor.
Mini sözlük: Dağıtık defter teknolojisi, işlemlerin tek bir merkez yerine birden fazla katılımcı arasında senkronize biçimde kaydedildiği altyapıyı ifade eder. RTGS ise ödemelerin tek tek ve anlık olarak kesin mutabakatla sonuçlandırıldığı gerçek zamanlı brüt mutabakat sistemidir.
XRP tartışması yeniden gündeme geldi
SWIFT’in hamlesi, Ripple ve XRP’nin uzun vadeli rolüne ilişkin tartışmaları da yeniden canlandırdı. Bazı piyasa gözlemcileri bu adımın XRP’nin kullanım alanını daraltabileceğini savunurken, bazı analistler tam tersine bu gelişmenin XRP’nin çözmeyi hedeflediği yapısal sorunu daha görünür hale getirdiğini öne sürüyor.
Piyasa analisti Coach JV, SWIFT’in ortak defterinin esas olarak tokenleştirilmiş banka mevduatlarını koordine eden bir katman gibi çalıştığını, buna karşılık evrensel bir mutabakat ağı işlevi görmediğini savunuyor. Sistemde nihai mutabakatın yine RTGS altyapıları, muhabir bankacılık kanalları veya tarafların üzerinde uzlaştığı başka raylar üzerinden yapılabilmesi, bu ayrımı daha belirgin hale getiriyor.
Piyasa yorumcuları, SWIFT’in bankalar arasındaki koordinasyonu standart altyapıyla güçlendirmeye odaklandığını, Ripple’ın ise sınır ötesi likidite sorununu XRP üzerinden çözmeye çalıştığını vurguluyor.
Birlikte çalışabilirlik ihtiyacı öne çıkıyor
Tokenleştirilmiş mevduatlar, stabilcoinler, merkez bankası dijital paraları, ticari banka tokenları ile özel ve açık blokzincir ağlarının çoğalması, finansal sistemi daha parçalı bir yapıya taşıyor. Farklı düzenleyici çerçeveler ve mutabakat modelleri altında geliştirilen dijital varlıklar nedeniyle birlikte çalışabilirlik konusu giderek daha kritik hale geliyor.
Bu çerçevede bazı uzmanlar, XRP’nin tarafsız bir köprü varlık olarak farklı para birimleri ve dijital varlıklar arasında değer aktarımını kolaylaştırmak üzere tasarlandığını hatırlatıyor. Bu yaklaşımın, kurumların dünya genelinde hesaplara önceden kaynak bağlama ihtiyacını azaltarak maliyetleri ve atıl likiditeyi düşürme iddiası taşıdığı belirtiliyor.
Buna karşılık zincir üstü analiz şirketi Iso Ledger daha temkinli bir yaklaşım benimsiyor. Şirket, bankaların ileride köprü varlık olarak XRP’ye mi yöneleceğinin, yoksa kendi tokenleştirilmiş mevduatlarını ve mevcut mutabakat altyapılarını mı tercih edeceğinin henüz netleşmediğine dikkat çekiyor.




