Fed politikasının gidişatı hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için Waller bugün önemli bir konuşma yaptı. Neden önemli? Çünkü Şubat sonundan bugüne yaptığı ilk kapsamlı değerlendirme ve bu süreçte İran savaşının başladığını içinde bulunduğumuz günlerde de sona ermek üzere olduğunu gördük, görüyoruz. Waller son derece yoğun geçen günlerin ardından “neler oluyor, olacak?” sorusunun cevabını arayanlara seslendi.
Şubat sonu ABD piyasaları
Waller son ekonomik görünüm konuşmasını Şubat ayı sonunda yaptı. O günden bu yana sanki 2 ay değil de 1 yıl geçmiş gibi bir hissiyat var. Yatırımcılar yoğun gündemin altında ezilirken şartların da inanılmaz hızda değiştiğini gördü. Örneğin Şubat sonunu hatırlarsak o günlerde ekonomik veriler, gümrük vergilerinin geçici etkileri hariç tutulduğunda, enflasyonun Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) yüzde 2’lik hedefinin biraz üzerinde seyrettiğini gösteriyordu.
O günlerin asıl sorunu iş arzı önemli ölçüde daralırken istihdamın büyük bir darbe alıp almadığıydı. Fed üyeleri maksimum istihdam hedefine yönelik risklerin faiz indirimi gerektirip gerektirmediğini veya yüzde 2 enflasyona doğru devam eden ilerlemeyi desteklemek için bu oranı sabit tutup tutmamayı tartışıyordu.
Şoklar peş peşe geldi
Mart ayında iki büyük gelişme yaşandı. Bunlardan ilki İran ile çatışmanın başlamasıydı; bu, Orta Doğu’daki enerji üretimini ve nakliyesini hızla aksattı ve küresel enerji fiyatlarını hızla yükseltti. Merkez bankacıları geçici petrol arz şoklarının etkilerini haklı olarak göz ardı etme eğiliminde olsalar da, o bölgedeki uzun süreli aksaklığın enflasyon ve ABD ekonomik büyümesi üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olabileceği açıktı ve bu 18 Mart faiz kararının temelini oluşturdu.

İkinci büyük gelişme maksimum istihdam için Trump’ın göç politikasının verdiği sonucun farkına varılmasıydı. 2024’te 2,3 milyon olan net göçün 2025’te asgari düzeye düştüğünü ve 2026’da da çok düşük bir seviyede kalacağını verilerde net biçimde gördük. Bu tablo nüfus artışını ve dolayısıyla işgücü büyümesini düşürürken iş arzındaki daralmanın aslında o kadar büyük bir sorun olmadığının farkına varılmasına neden oldu. Göçteki bu değişiklik, nüfusun yaşlanmaya devam etmesiyle birleştiğinde, yeni işçileri istihdama dahil etmek için çok az veya hiç net iş oluşturulmasına gerek olmadığı fikrini doğruladı.
2025 yılında Miran Fed’e geldiğinde “Trump’ın ekonomi vizyonunu anlamak” diyerek bir makale kaleme almıştık. Burada Trump yasadışı göçü bitirerek istihdamı, konut enflasyonunu ve genel enflasyonu hızla normalleştireceğinden bahsediyor demiştik. Trump haklı çıktı. O günlerde 2025 bitmeden 2 milyon göçmenin ABD’den ayrılması bekleniyordu.
ABD ekonomisi nereye gidiyor?
Fed istihdamda zayıflık yansıtan verilerin aslında maksimum istihdama zarar vermediğinin farkında. Yani geçen yılın sonundaki 3 faiz indirimi bugün aynı koşullar oluşsa tekrar yapmayabilirler veya daha az indirim yapabilirler. O halde enflasyonda keskin bir gerileme görmeliyiz ki faizler %2’ye gerileyebilsin.
Waller’in ilk senaryosu şöyle;
“İlk senaryo, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda ilerleme kaydedildiğini ve enerji piyasalarının ve daha geniş ticaret akışlarının nispeten hızlı bir şekilde çatışmanın başlamasından önceki koşullara geri döndüğünü varsaymaktadır. Umuyorum ve hala inanıyorum ki, bu senaryo makul bir olasılıktır.
Geçen hafta barış görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen, vadeli işlem fiyatları Brent’in 2026 sonuna kadar varil başına 82 dolara ve 2028 sonuna kadar varil başına 75 dolara düşeceğini öngörmektedir; bu, piyasaların makul bir süre içinde normale yakın bir duruma döneceği görüşüyle tutarlıdır. Bu gerçekleşirse, manşet enflasyondaki enerji fiyatlarındaki artışın orta vadede azalacağını ve gelecekteki enflasyon beklentilerinin sabit kalacağını tahmin ediyorum. Yüksek enerji fiyatlarının diğer mal ve hizmetlere yansıması sınırlı kalmalıdır. Ayrıca, yüksek enerji fiyatlarının yol açtığı sıkıntılara rağmen, tüketiciler ve işletmeler en kötüsünün geride kaldığını, enerji fiyatlarının düşmeye başlayacağını anlayacak ve bu görüş, harcamalar, üretim ve istihdamdaki büyümeyi destekleyecektir. Bu olasılık, ekonomi için muhtemelen en iyi senaryoyu temsil etmektedir.”
Peki ya petrol vadeli işlem fiyatları riskleri hafife aldığı için aşırı iyimser bir tabloya bakıyorsak?
“Enflasyon açısından risk, çatışmanın uzaması ve enerji fiyatlarının yüksek kalması durumunda, işletmelerin fiyatlarını belirlerken maliyetli enerji girdilerini fiyatlara yansıtmasıyla, bu yüksek fiyatların diğer fiyatlara da sıçrama olasılığının artmasıdır.
Boğaz’daki nakliye kısıtlamalarının devam etmesi durumunda, tedarik zinciri kısıtlamaları da beklerim. Gübre ve helyum dahil olmak üzere emtia girdileri bölgede üretilmektedir ve bu fiyatlar da küresel olarak tarım ürünlerinin fiyatlarını yukarı çekebilir. Bu arada, dünyanın bazı bölgelerinde enerji kıtlığı nedeniyle üretimde bir yavaşlama yaşanırsa, bu da ek arz kısıtlamalarına yol açacaktır.”
2021 ve 2022 yılındaki tedarik zinciri sorunlarının enflasyonu ne hale getirdiğini hepimiz biliyoruz. Şimdi yine peş peşe şokların küresel ekonomiyi sallama potansiyeli olduğundan Waller rahatlamak için acele etmemeyi tavsiye ediyor. İkinci senaryo olarak bahsettiği için boğazın kapalı kaldığı ve aşırı iyimserliğin gerçeklerle yüzleşmeye evrildiği dünya.
Geleceğe dair beklentileri neler? Fed politikasını belirlerken nasıl bir duruş sergileyecek?
“Eğer Hürmüz Boğazı açılır ve ticaret akışları bir ölçüde normale dönerse, son dönemdeki yüksek enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini göz ardı edebilirim çünkü bunun geçici olduğunu biliyorum; bu durumda odak noktam, mevcut “işe alım yok, işten çıkarma yok” ortamında işgücü piyasasının nasıl gelişeceği olacaktır. Burada, gümrük vergileri ve enerjinin etkilerini bir kenara bırakırsak, temel enflasyonun %2’ye doğru ilerlemeye devam edeceği bir tahmin görüyorum; bu da beni şu anda faiz indirimleri konusunda temkinli kılıyor ve görünüm daha istikrarlı hale geldiğinde, bu yılın ilerleyen dönemlerinde işgücü piyasasını desteklemek için faiz indirimlerine daha meyilli hale getiriyor.
Ancak enerji fiyatları ne kadar uzun süre yüksek kalırsa ve Boğaz’daki kısıtlamalar devam ederse, yüksek enflasyonun çok çeşitli mal ve hizmetlere yayılma, çeşitli tedarik zinciri etkilerinin ortaya çıkma ve reel faaliyet ile istihdamın yavaşlama olasılığı o kadar artar. Gümrük vergilerinin etkilerinin üzerine eklenen bu son fiyat şokunun enflasyon beklentilerini yukarı çekip çekmediğine dair işaretlere özellikle dikkat edeceğim. Ekonominin yavaşlaması, mal ve hizmetlere olan talebi kısıtlayacak ve belki de fiyat artışını hafifletecektir, ancak ilk senaryodakinden daha yüksek bir enflasyon bekliyorum ve bunun bir süre yüksek seviyede kalacağını düşünüyorum. Bu durumda, işgücü piyasasının da zayıflayacağına inanıyorum. Yüksek enflasyon ve zayıf bir işgücü piyasası, politika yapıcılar için çok karmaşık bir durum olacaktır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalırsam, Fed’in ikili görevinin her iki tarafına yönelik riskleri dengeleyerek uygun politika yolunu belirlemem gerekecek ve bu, enflasyona yönelik risklerin işgücü piyasasına yönelik risklerden daha ağır basması durumunda, politika faiz oranını mevcut hedef aralığında tutmak anlamına gelebilir.”
Özetle “normalleşmenin ne kadar hızlı olacağına bağlı olarak” Fed yolunu çizecek. Dolayısıyla bu hafta gerçek bir anlaşma olursa ve bu anlaşma uzun vadeli, kalıcı, ikna edici olursa risk piyasalarında daha güçlü bir yükseliş görebiliriz. Enerji fiyatındaki artışın hızla tersine dönmesi ve şu ana kadar nakliye maliyetleri ve diğer kalemlerden dolayı tetiklediği (tetiklemeye başladığı) ürün fiyat artışlarını tersine HIZLA döndürmesi 2026 yılında faiz indirimi görmemiz için ana koşul.




