Dünya Altın Konseyi’nin salı günü yayımladığı 2026 Merkez Bankaları Altın Rezervleri Araştırması, merkez bankalarının altına ilgisinin güçlendiğini ortaya koydu. Ankete katılanların %45’i, gelecek 12 ay içinde kendi altın rezervlerini artırmayı planladığını bildirdi. Bu oran, araştırmanın başladığı 2018’den bu yana görülen en yüksek seviye olurken, 2020’de kaydedilen %20’nin de iki kattan fazla üzerine çıktı.
Araştırmada öne çıkan eğilimler
Araştırma, 5 Şubat ile 19 Mayıs arasında YouGov tarafından yürütüldü ve toplam 76 yanıt toplandı. Bu, dokuz yıllık araştırma geçmişindeki en yüksek katılım olarak kayda geçti. Rapora göre katılımcıların büyük bölümü, Orta Doğu’daki çatışmaların tırmanmasının ardından yanıt verdi. Bu durumun, merkez bankaları ile diğer rezerv yöneticilerinin jeopolitik riskleri bilançolarına nasıl yansıttığına dair daha net bir tablo sunduğu belirtildi.
Rapora göre katılımcıların %89’u, küresel altın rezervlerinin önümüzdeki bir yılda artmaya devam edeceğini öngördü.
Ankette, katılımcıların %89’u küresel altın rezervlerinin gelecek bir yılda artmayı sürdüreceğini düşünüyor. Bu oran geçen yılki %95 seviyesinin altında kalsa da, orta vadeli beklentilerde altının ağırlığının daha da artacağı görüşü güçlenmiş görünüyor. Katılımcıların %83’ü, altının toplam rezervler içindeki payının beş yıl içinde yükseleceğini öngördü. Önceki araştırmada bu oran %76 düzeyindeydi.
Dünya Altın Konseyi, altın piyasasına ilişkin veri, analiz ve sektör çalışmaları yayımlayan uluslararası bir kuruluş olarak biliniyor. Kuruluşun verilerine göre rezerv yöneticilerinin altına bakışı da değişiyor. Araştırmada, katılımcıların %90’ından fazlası altını kriz dönemlerinde güçlü performans gösteren bir varlık olarak değerlendirdi ve altın tutmanın en önemli gerekçesinin bu özellik olduğunu ifade etti.
Dolara yönelik şüpheler artıyor
Raporda, altının yalnızca tarihsel mirası nedeniyle elde tutulduğu görüşünün zayıfladığına da işaret edildi. Geçen yıl katılımcıların %62’si bu gerekçeyi temel neden olarak görürken, bu yıl oran %46’ya geriledi. Başka bir ifadeyle, merkez bankalarının altını alışkanlıkla değil, işlevi nedeniyle tercih ettiği yönünde bir kayma dikkat çekiyor.
Bununla birlikte ABD dolarına ilişkin temkinli yaklaşımın güçlendiği görüldü. Katılımcıların %74’ü, doların rezervler içindeki payının önümüzdeki beş yılda belirgin biçimde azalacağını düşünüyor. Konsey, altının rezervlerdeki payının halihazırda ABD devlet tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük rezerv varlığı konumuna yükseldiğini aktardı.
Katılımcıların %74’ü, doların rezervler içindeki payının önümüzdeki beş yılda belirgin biçimde gerileyeceğini düşünüyor.
Bitcoin anlatısı ile altın tercihi arasındaki fark
Veriler, Bitcoin’in uzun süredir dile getirilen “dijital altın” anlatısının merkez bankaları cephesinde henüz güçlü bir karşılık bulmadığını da gösterdi. Ankete göre katılımcıların yalnızca yaklaşık %1’i gelecek yıl altın rezervini azaltmayı bekliyor. Buna karşılık, hiçbir merkez bankasının Bitcoin’e altınla benzer bir ağırlık verdiğine işaret eden bir sonuç yer almadı.
Bu tartışma yıl içinde öne çıkan bazı açıklamalarla da yeniden gündeme gelmişti. Bridgewater Associates kurucusu Ray Dalio, Bitcoin’in birçok kişinin beklediği ölçüde güvenli liman işlevi görmediğini savunmuştu. Strategy Yönetim Kurulu Başkanı Michael Saylor ise buna karşı çıkarak altını analog sermaye, Bitcoin’i ise dijital sermaye olarak tanımlamış ve Bitcoin’in şeffaf yapısının bir zayıflık değil, özellik olduğunu söylemişti.




