Son dönemde kuantum bilgisayarların Bitcoin ağına tehdit oluşturabileceği yönünde haberler dikkat çekiyor. Özellikle gelecekte geliştirilecek makinelerin Bitcoin’in kullandığı şifreleme yöntemlerini dakikalar içinde aşabileceği ya da ağın tamamını işlevsiz bırakabileceği öne sürülüyor. Ancak akademik çalışmalar, gündemdeki bazı iddiaların gerçekçi olmayan varsayımlara dayandığını ortaya koyuyor.
Kuantum algoritmalar ve Bitcoin üzerindeki etkisi
Bitcoin’in güvenliği temelde iki farklı matematiksel ilkeye bağlı. Bunlardan biri olan Shor algoritması, kriptografik anahtarların güvenliğini riske atıyor. Yeterince güçlü bir kuantum bilgisayar, bir cüzdanın herkese açık anahtarından özel anahtarını çıkarabilir; bu da cüzdan sahibinin varlıklarının ele geçirilebilmesine yol açabilir.
Diğer algoritma ise Grover olarak biliniyor. Teorik olarak madencilik sürecini hızlandırabilecek bu algoritma, madencilerin yeni blok bulmak için yaptığı deneme-yanılma işlemini kısaltabilir. Ancak Grover algoritmasının uygulamada beklenen hız avantajını ortaya koyabilmesi ciddi teknik ve donanım gereksinimleriyle mümkün hâle geliyor.
Konu üzerine Mart 2026’da yayımlanan bir araştırma, Grover algoritmasının Bitcoin madenciliğine uygulanmasının pratikte olanaksız olduğunu vurguluyor. Araştırmacıların hesabına göre, mevcut zorluk seviyelerinde algoritmayı çalıştırmak için yaklaşık 10²³ qubit’e ve 10²⁵ watt gücünde bir kaynağa ihtiyaç var. Bu değer, bir yıldızın enerji üretimine yaklaşacak şekilde, elde edilmesi imkânsız düzeylerde.
Kamuoyundaki kuantum başarıları ve gerçeklik payı
Bazı haber başlıkları, kuantum bilgisayarların halihazırda şifrelemeyi kırmaya başladığı algısını güçlendiriyor. Ancak İsviçre ve Yeni Zelanda’daki üniversitelerden iki akademisyen tarafından hazırlanan bir analiz, bu alanda öne sürülen birçok başarının aslında yanıltıcı deneysel kurgular içerdiğini gösteriyor.
Araştırmacılar, örneklerde sıklıkla çok kolay asal çarpanlara sahip sayıların seçildiğini ya da işlemin karmaşık bölümünün klasik bilgisayarda yapıldığını, kuantum bilgisayarın görevin en basit kısmını üstlendiğini belirledi. Ayrıca bazı çalışmaların öne sürdüğü “kırılan” sayıların, tarihte klasik yöntemlerle birkaç saniyede çözülebilecek nitelikte olduğunu gösterdiler.
Çalışmada, “Literatürde sunulan faktörleme başarılarının büyük bölümü, deneysel koşullar manipüle edilerek elde edildi” değerlendirmesine yer veriliyor.
Bu tür “başarılar” kamuoyunda kuantum bilgisayarların şifreleme kırma hızında olduğuna dair bir izlenim oluşturuyor, ancak araştırmacılar henüz rastgele seçilmiş, uzmanlardan gizlenmiş sayılar üzerinde gerçekçi denemeler yapılmadığına dikkat çekiyor.
Bitcoin’e yönelik asıl tehdit ise eski veya tekrar kullanılan adreslerdeki cüzdanlar üzerinden ortaya çıkabilir. Çünkü bu cüzdanların anahtar bilgileri zaten blok zincirinde yer alıyor ve yeterli güçte bir kuantum bilgisayarla hedef haline gelebilirler. Son çalışmalar, teoride Bitcoin blok zincirini güvende tutan şifrelemenin dakikalar içinde kırılabileceğini öne sürse de, uzmanlar gerekli donanım ve mühendislik altyapısının bugünkü teknolojiyle erişilebilir olmadığını, bu gelişmelerin halen laboratuvar düzeyinde kaldığını belirtiyor.
Ayrıca, bazı araştırmalar teknik detayları kamuoyuyla paylaşmazken, sektör içerisinde ilerlemelerin açıkça duyurulmadığı da konuşuluyor. Geliştiriciler ise şimdiden anahtar maruziyetini azaltacak ve kuantum dayanıklı imzalama yöntemleri geliştirmeye başladı.
Ticaret alanında ise kripto piyasasının bu riskleri kısa vadede önemli görmediği, Bitcoin’in madencilik algoritmasını yakın zamanda değiştirmesi öngörülmezken, cüzdan riskine karşı BIP-360 gibi güncellemelerin hayata geçme olasılığına daha yüksek ihtimal verildiği biliniyor.




