Altın fiyatları haftanın ilk işlem gününde yüzde 2’nin üzerinde gerileyerek yaklaşık dört ayın en düşük seviyesine indi. Altın ons başına 4128 dolara kadar düştü. Orta Doğu’daki çatışmanın derinleşmesi güvenli liman talebini desteklemesi beklenen bir gelişme olsa da, piyasada bu kez güçlü dolar, yüksek enerji maliyetleri ve faiz beklentileri daha belirleyici hale geldi.
Jeopolitik Gerilim Ve Likidite Baskısı Öne Çıktı
Üç haftayı geride bırakan İran gerilimi sırasında Tahran yönetimi, pazar günü Körfez’deki komşularının enerji ve su altyapısını hedef alacağını açıkladı. Bu çıkış, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir gün önce İran’ın elektrik şebekesine 48 saat içinde saldırı düzenlenebileceğini söylemesinin ardından geldi. Çatışmanın başladığı dönemden bu yana altın fiyatlarındaki toplam düşüşün yaklaşık yüzde 20’e ulaşması, kısa vadede jeopolitik başlıklardan çok makro göstergelerin fiyatlamaya yön verdiğini gösterdi.
Bu tabloda yatırımcıların ilk tepkisinin güvenli limana yönelmekten ziyade nakde ve likiditeye dönmek olduğu değerlendiriliyor. Londra merkezli ING’de emtia stratejisti olarak görev yapan Ewa Manthey, özellikle metal piyasalarına odaklanan çalışmalarıyla biliniyor. Manthey’in değerlendirmesi de, ilk şok anlarında güvenli liman talebinin likidite ihtiyacının gerisinde kalabildiğine işaret etti.
ING emtia stratejisti Ewa Manthey, önceki şok dönemlerinde de erken aşamada likidite ihtiyacının güvenli liman alımlarının önüne geçtiğini belirtti.
Aynı süreçte Asya borsalarında düşüş görüldü, petrol ise varil başına 105 doların üzerinde kaldı. Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmanın etkisiyle taşımacılık ve üretim maliyetlerinin artması, enflasyon baskısını yeniden gündeme taşıdı. Normal koşullarda bu tür bir ortam altını enflasyona karşı korunma aracı olarak öne çıkarabilir; ancak yüksek faiz beklentisi, faiz getirisi olmayan varlıkların cazibesini şimdilik sınırlıyor.
Faiz Beklentileri Altının Kısa Vadeli Görünümünü Zayıflattı
Piyasada ABD Merkez Bankası’nın bu yıl faiz artırabileceğine yönelik fiyatlama da güç kazandı. Faiz vadeli işlemlerinde aralık ayına kadar bir artış ihtimali yaklaşık yüzde 27 seviyesinde hesaplanıyor. Bu görünüm, yatırımcıların yakın vadede daha sıkı para politikası riskini daha ciddi biçimde değerlendirdiğine işaret ediyor.
B2BROKER’da üst düzey yönetici olarak görev yapan John Murillo ise finansal piyasalara altyapı ve likidite çözümleri sunan şirket adına yaptığı değerlendirmede, altın için asıl dönüm noktasının merkez bankalarının şahin tutumu ile kalıcı enflasyon baskısının çakıştığı anda oluşabileceğini savundu. Murillo, merkez bankalarının hayat pahalılığına karşı yeterince sert hareket etmemesi halinde altındaki yükseliş eğiliminin yeniden canlanabileceğini belirtti.
John Murillo, merkez bankalarının yükselen yaşam maliyetine karşı gecikmesi durumunda altının yeniden ivme kazanabileceğini, mevcut tabloda ise geri çekilmelerin alım fırsatı olarak izlendiğini vurguladı.
Murillo ayrıca ABD’nin ulusal borcunun 39 trilyon dolara dayanmasının, itibari para sistemine duyulan güveni tartışmaya açtığını ifade etti. Buna karşın piyasa, şu aşamada bu yapısal kaygılardan çok faiz ve dolar dinamiğine odaklanıyor. Bu nedenle uzun vadeli olumlu beklenti korunurken, kısa vadede aşağı yönlü risklerin arttığı bir tablo öne çıkıyor.
Değerli metaller cephesindeki satış baskısı yalnızca altınla sınırlı kalmadı. COMEX’te gümüş fiyatı da önceki kapanışa göre gerileyerek ons başına 62 dolara kadar indi. Böylece piyasa, jeopolitik gerilimle yükselen enerji maliyetleri ve sıkılaşan faiz beklentileri arasında yön aramayı sürdürdü.




