ABD’de uzun vadeli devlet tahvili faizlerinin yüzde 5’in üzerine çıkması, hisse senedi piyasalarında geniş bir tedirginliğe yol açtı. Özellikle 30 yıllık devlet tahvillerindeki bu yükseliş, finansman maliyetlerini artırırken, şirketlerin değerlemeleri üzerinde de baskı oluşturdu. Uzmanlar, kazanç artışının sürmesine rağmen, devam eden jeopolitik gerginliklerin ve yükselen enerji fiyatlarının piyasa üzerinde baskı kurduğunu vurguluyor.
Hisse piyasasında değerleme endişeleri
S&P 500 endeksi mart ayı sonundan bu yana yüzde 17’nin üzerinde artışla yılbaşından bu yana yüzde 8’in üzerinde yükseldi. Ancak endeks, ileriye dönük kazanç beklentisine göre 21,3’lük bir fiyat/kazanç oranından işlem görüyor. Bu oran, tarihi ortalaması olan 16’nın hayli üzerinde bulunuyor.
Tahvil faizlerindeki yükseliş ise şirketlerin ve tüketicilerin borçlanma imkanı üzerinde baskı yaratıyor. Yüksek faiz ortamında mevcut değerlemelerin sürdürülebilirliği sorgulanırken, piyasada ani düzeltmelere karşı kaygı artıyor.
Chase Investment Counsel Başkanı Peter Tuz,
“Ekonomide enflasyonun yerleşik hâle gelmesiyle ilgili gerçek bir endişe var. Şimdilik gerilemeye dair bir işaret görünmüyor ve bu devam ederse piyasa değerlerinde düşüşler görülebilir.”
görüşünü dile getirdi.
Ultra yüksek sermayeli yatırımcılara danışmanlık veren TwinFocus’tan Paul Karger ise, müşterilerin stratejileri konusunda bölünmüş görüşler taşıdığını belirtti. Karger, portföylerinde nakit, altın ve emtia ağırlığını artırırken büyük teknoloji şirketlerini ise elde tutma eğiliminde olduklarını ifade etti.
Cresset Capital’den Jack Ablin, bölgedeki gerginliğin en kritik unsur olduğunu kaydetti. Ablin, Hürmüz Boğazı’nda olası bir tıkanmanın birkaç ay bile sürmesi durumunda, yeni bir enflasyon dönemine yol açabileceğini söyledi.
Kârlılık güçlü ama jeopolitik riskler manşette
Piyasalardaki bu belirsizlik ortamında şirket kârlılıkları ise güçlü seyrini koruyor. Yılın ilk çeyreğinde şirketlerin kârı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 28 artarak 2021 sonundan bu yana en sert büyümesini gerçekleştirdi. Bu artışta, özellikle yapay zekâya yönelik altyapı yatırımları ve veri merkezi harcamaları etkili oldu.
Janus Henderson’dan Jeremiah Buckley,
“Yapay zekâ alanında devam eden yatırımlar ve buna bağlı olarak artan verimlilik büyümesi meyvelerini veriyor. Bu olumlu ivmenin 2027’ye kadar devam edebileceği öngörülüyor.”
şeklinde konuştu.
Ancak bazı analistler, başta yapay zekâ olmak üzere teknoloji şirketlerinde değerlemelerin oldukça yüksek seviyelere çıktığını ve kısa vadede bir düzeltme yaşanabileceğini düşünüyor.
T. Rowe Price’dan Tim Murray, yatırımcıların olumsuz pozisyona geçmede tereddütlü olduğunu ifade etti. Murray’e göre, Hürmüz Boğazı’ndaki gerginliğin kısa sürede çözülebileceği beklentisi, piyasalarda satışların sınırlı kalmasında etkili.
Capital Economics’ten John Higgins ise, şu anda tahvil piyasalarının enflasyon riskini hisse senedi piyasalarına kıyasla daha fazla fiyatladığı uyarısında bulundu. BCA’dan Matthew Gertken de, İran merkezli gerginliklerin yılın geri kalanında piyasa seyri üzerinde belirleyici olabileceğini belirtti.




