Girişim sermayesi yatırımcısı Tim Draper, 9 Haziran’da sosyal medyada yaptığı açıklamayla kuantum bilgisayarların geleneksel bankacılık sistemi için Bitcoin’den daha yakın bir tehdit oluşturduğunu savundu. Draper, bankalarda tutulan itibari para mevduatlarının, Bitcoin varlıklarına kıyasla daha kırılgan bir yapıda olduğunu ileri sürdü.
Bankacılık altyapısına yönelik eleştiriler
Draper’a göre geleneksel finans kurumları tek parça bir sistemle çalışmıyor. Buna karşılık onlarca yıl içinde kurulan çok sayıda eski ve birbirine bağlı altyapıya dayanıyor. Müşteri işlemlerinden bankalar arası mutabakat ağlarına kadar uzanan bu parçalı yapı, her bir noktada ayrı bir güvenlik riski doğuruyor.
Tim Draper, kuantum bilgisayarların blokzincire ulaşmadan çok önce bankaları kıracağını, geleneksel finans kuruluşlarının ise eski altyapıları nedeniyle daha savunmasız kaldığını belirtti.
Haberde öne çıkan risk modellerinden biri de “şimdi topla, sonra çöz” yaklaşımı oldu. Siber saldırganlar, bugün ele geçirilen şifreli verileri uzun süre saklayıp yeterince güçlü kuantum sistemleri devreye girdiğinde bu kayıtları çözmeyi hedefleyebilir. Bu durum özellikle bankalar açısından geri döndürülemez sonuçlar yaratabilir; çünkü bir kez kopyalanan verinin sonradan tamamen korunması mümkün olmayabilir.
Mini sözlük: Şimdi topla, sonra çöz yaklaşımı, bugün kırılamayan şifreli verilerin gelecekte daha güçlü sistemlerle çözülmesi amacıyla depolanmasını ifade eder. Kuantum tehdidi tartışmalarında bu yöntem, özellikle uzun süre gizli kalması gereken finansal ve kurumsal veriler için önemli bir risk olarak görülür.
Draper, Bitcoin’in burada farklı bir mimariye sahip olduğunu söyledi. Bitcoin ağında işlemler açık bir defter üzerinde tutulduğu için bankalardaki gibi gizli veri depolarının bulunmadığını, bunun da kuantum kaynaklı belli başlı saldırı yüzeylerinden birini ortadan kaldırdığını savundu. Draper, uzun süredir Bitcoin yanlısı çıkışlarıyla bilinen bir yatırımcı olarak daha önce Bitcoin için 250.000 dolar tahminini de yinelemişti.
Bitcoin tarafında öne çıkan güçlükler
Draper, en kötü senaryoda bile Bitcoin ağının toparlanma imkanına sahip olduğunu öne sürdü. Tam düğüm işleten katılımcıların blokzincirin tam kopyasını tuttuğunu, bu sayede ağın güvenli kabul edilen son bloğa geri döndürülebileceğini ifade etti.
Draper, blokzincirde bir sorun yaşansa bile tam düğüm operatörlerinin ağı son güvenli bloğa döndürebileceğini ve ağın çalışmayı sürdürebileceğini dile getirdi.
Buna karşın güvenlik uzmanları, bu yaklaşımın uygulanmasının kolay olmadığını vurguluyor. Casa’nın Güvenlik Direktörü Jameson Lopp, Bitcoin ağının kuantuma dayanıklı kriptografiye geçirilmesinin yaklaşık 10 yıl sürebileceği uyarısında bulundu. Casa, Bitcoin kullanıcılarına saklama ve güvenlik çözümleri sunan bir şirket olarak biliniyor.
Haberde, bankalar ile Bitcoin arasındaki temel farkın yönetişim modelinde toplandığına da dikkat çekildi. Bankalar düzenleyici kurumların talimatıyla güvenlik güncellemelerini daha hızlı uygulayabilir. Bitcoin’de ise geliştiriciler, madenciler ve düğüm operatörleri arasında küresel ölçekte uzlaşma sağlanması gerekiyor. Bu nedenle merkezi bir karar mekanizmasının yokluğu, bir yandan sistemin temel ilkesi olarak öne çıkarken diğer yandan teknik dönüşümleri yavaşlatabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Resmi kurumlar takvim belirlemeye başladı
ABD Ulusal Güvenlik Ajansı da kuantuma dayanıklı teknolojilere geçiş konusunda adım atan kurumlar arasında yer aldı. Ajansın, ulusal güvenlik sistemlerinde bu teknolojilerin Ocak 2027’ye kadar benimsenmesini istediği aktarıldı. Bu takvim tüm finans kuruluşlarını doğrudan kapsamasa da kamu otoritelerinin konuyu ciddiyetle ele aldığını gösteriyor.
Bankaların gerekli güncellemeleri kritik süreler içinde yapıp yapamayacağı ve Bitcoin topluluğunun benzer ölçekte bir uzlaşmayı ne kadar hızlı sağlayabileceği ise henüz netlik kazanmış değil. Tartışma, kuantum bilgisayarların olası etkisinin yalnızca kripto varlıklarla sınırlı kalmadığını, daha geniş bir finansal altyapı sorunu olarak ele alındığını ortaya koyuyor.




