Şubat ayı itibarıyla kripto varlık yöneticisi Bitwise’ın Morpho ile başlattığı seçili getiri kasaları ve Chorus One’ın kurumsal staking operasyonunun satın alınması, getiri odaklı DeFi ürünlerinde kurumsal dönüşümün hızlandığını gösterdi. Bitwise, merkeziyetsiz finans dünyasında kurumsal standartlara uygun getiriyi, risk filtreleme ve operasyonel altyapı ile bir araya getirerek profesyonel yatırımcılara hitap eden bir model kurguluyor.
DeFi’de Getiri Ürünleri ve Kurumsal Kontrollü Modeller
Kurumlar tarafından yönetilebilen tokenleştirilmiş Hazine bonoları, para piyasası fonları ve izinli borç protokollerine dayalı araçlar, geleneksel finans dünyasında olduğu gibi uygun denetim ve raporlama süreçleriyle işliyor. BlackRock’ın BUIDL fonu bu dönüşümün başta gelen örneklerinden biri. BUIDL, UniswapX üzerinden whitelist’e alınan piyasa yapıcılar aracılığıyla alınıp satılabiliyor ve tüm işlemler şeffaf, zincir üstünde yer alıyor.
VanEck’in tokenleştirilmiş Hazine bonosu fonu, Aave’in kurumsal kredi protokolü Horizon’da teminat olarak kullanılırken, UBS’in para piyasası fonu Digift ve Secured Finance ile zincir üstü krediye olanak sağlıyor. Tüm bu örnekler, kurumların ve uyum ekiplerinin süreçlerine uygun, gerçek işlem hacmine ulaşmış zincir üstü entegrasyonlar olarak dikkat çekiyor.
Kurumsal Finans ve DeFi Arasındaki Geçiş Noktaları
Birinci modelde, BlackRock ve Securitize’in iş birliğiyle geleneksel ürünler, DeFi protokollerine entegre edilmiş durumda. BUIDL gibi fonlar, UniswapX’teki RFQ sistemiyle alınıp satılıyor ve katılımcılar, kimliği doğrulanmış ve izinli bir çerçevede işlem yapıyor. VanEck’in VBILL ürünü Aave Horizon’da teminat olarak kabul edilirken, WisdomTree ve UBS gibi varlık yöneticileri de yeni zincirlerde ürünlerini konumlandırıyor.
Bu yapı sayesinde, akıllı kontratlar legal anlaşmalara alternatif oluyor ve kurumlar, tokenleştirilmiş nakit benzerleri üzerinde, manuel mutabakata gerek kalmaksızın işlem gerçekleştirebiliyor. Böylece, getiri sağlayan geleneksel ürünler zincir üstünde aktif teminat veya likidite aracı olarak kullanılabiliyor. Ölçek büyüdükçe, DeFi yalnızca bir alternatif olmaktan çıkarak, geleneksel repo ve teminatlı kredi pazarlarına paralel bir yapı haline geliyor.
Açık Protokollerin İçinde İzinli Alanlar
İkinci yaklaşımda ise, geleneksel varlıkların DeFi’ye taşınmasından ziyade, mevcut protokoller içinde kurumsal kullanıcılara özel, izinli katmanlar oluşturuluyor. 2025’te başlatılan Aave Horizon bunun örneği. Katılımcıların doğrulandığı, teminatın onaylandığı bu modelde, Circle’ın USYC’si ve VanEck’in ürünleri gibi varlıklar ilk collateral grubu arasında yer aldı. Maple Finance’in CEO’su Sid Powell, bu tür yapıların, riskin filtrelenmesi ve operasyonel güvenilirliğin artırılması bakımından, kurumsal portföy yönetimiyle örtüştüğünü aktardı:
“Kurumlar sadece getiri peşinde koşmuyor; risk-farkında yapılar, şeffaf süreçler ve operasyonel güvenlik arıyorlar. Seçili kasalar bu noktada beklentileri karşılıyor.”
Bu modele göre, izinli alanlar protokolün genel açıklığına zarar vermeden, seçkin katılımcılara uygun bir ortam sunabiliyor. Kurumlar, DeFi’nin şeffaflığını ve programlanabilirliğini, kendi denetim standartlarına uygun şekilde kullanma imkanına kavuşuyor.
Bankalar ve Regüle Yapılar DeFi ile Buluşuyor
Üçüncü modelde ise geleneksel bankaların doğrudan DeFi kredi protokollerine bağlandığı örnekler öne çıkıyor. Société Générale’nin MakerDAO ile oluşturduğu kredi tesisi bunun simgesi. Banka, kendi çıkardığı güvenlik tokenlarını teminat göstererek DAI borçlandı ve bu modelin çalıştığını sektöre gösterdi. Böylece yasal olarak yapılandırılmış DeFi işlemlerinin mümkün olduğu kanıtlanmış oldu.
Bu yaklaşımda, kurumların DeFi’ye yönelmesindeki temel nedenler, mevcut ürünlerin yasal ve operasyonel uyumluluğunun, DeFi protokollerinde yeniden üretilebilmesi olarak öne çıkıyor.
Sertifikalı Getirinin Önemi ve Dönüşen Piyasa Dinamikleri
Sertifikalı getiri başlığı altında öne çıkan iki temel trend var: Ölçeklenebilir, zincir üstü risksiz oranların yatırımcılara sunulabilmesi ve makro koşulların getiri arayışını öne çıkarması. RWA.xyz verilerine göre, tokenleştirilmiş Hazine bonoları 10 milyar doları aşarken, on-chain getiriler artık geleneksel piyasa eğrileriyle anlık olarak karşılaştırılabiliyor.
Fed’in önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine gidebileceğine dair açıklamalar, kurumsal yatırımcıların gelir koruma arayışını artırıyor. Sid Powell, özellikle family office’ler ve bağımsız portföy yönetimi kuruluşlarının yeni ürünlere hızlıca adapte olduğunu, emeklilik fonlarının ise uyum süreçleri tamamlandığında bu alana dahil olabileceklerini aktarıyor:
“İlgi birçok yerden geliyor ancak uygulamada şu anda en aktifler family office ve bağımsız varlık yöneticileri. Daha hızlı hareket edebiliyor ve yeni yapıları deneyebiliyorlar.”
Sonuç olarak, kurumlar DeFi kavramından ziyade, kendi risk ve raporlama standartlarına uygun şekilde yapılandırılmış zincir üstü getiri ürünlerine yöneliyor.




