JPMorgan analistleri, Bitcoin için uzun vadede öne çıkan temel riskin şirket satışları değil, finans kuruluşlarının özel blokzincir ağlarına yönelmesi olduğunu savundu. Değerlendirmede, son dönemde gündemi meşgul eden kurumsal satışların ikinci planda kaldığı, daha büyük başlığın ise geleneksel finansın blokzincir teknolojisini herkese açık ağlara ihtiyaç duymadan benimsemesi olduğu vurgulandı.
Şirket satışlarından daha büyük risk
JPMorgan analisti Nikolaos Panigirtzoglou, 2 Temmuz tarihli notunda Strategy kaynaklı satışların kaçınılabilecek bir çift yönlü akış riski yarattığını belirtmişti. Strategy, uzun yıllara yayılan alımlarla Bitcoin dolaşımdaki arzının yaklaşık %4’ünü elinde tutuyor. Bu nedenle şirketin alım ya da satış yönündeki adımları piyasada yakından izleniyor.
Buna karşın JPMorgan, mevcut tartışmanın yalnızca kurumsal satışlarla sınırlı tutulamayacağını düşünüyor. Bankaya göre asıl mesele, büyük finans kurumlarının blokzincir altyapısını kullanırken izinsiz çalışan kamuya açık ağları ve bunlara bağlı kripto varlıkları devre dışı bırakabilecek modellere yönelmesi.
JPMorgan analistleri, Bitcoin açısından daha büyük tehdidin kurumsal satışlar değil, geleneksel finansın blokzincir teknolojisini kamuya açık ağları baypas edecek şekilde benimsemesi olduğunu değerlendiriyor.
Kinexys örneği öne çıktı
JPMorgan bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak kendi altyapısını gösteriyor. Banka, kurumsal müşteriler arasındaki transferlerin mutabakatı için izinli bir blokzincir sistemi olan Kinexys’i işletiyor. JPMorgan, dünyanın en büyük finans kuruluşlarından biri olarak ödeme, takas ve saklama gibi alanlardaki etkisi nedeniyle sektörde yakından takip ediliyor.
Mini sözlük: İzinli blokzincir, ağa kimlerin katılabileceğinin önceden belirlendiği kapalı yapıyı ifade eder. Bu modelde işlemler dağıtık defter mantığıyla yürütülse de erişim ve doğrulama yetkisi sınırlı kurumlarda toplanır.
Banka içi platformun bugüne kadar 4 trilyon doların üzerinde kümülatif işlem hacmi işlediği belirtildi. Bu tablo, yerleşik finans kuruluşlarının dağıtık defter teknolojisinin sağladığı verimlilikten yararlanırken kamuya açık kripto varlıklarla doğrudan temas kurmadan da ilerleyebildiğine işaret ediyor.
JPMorgan, mevcut 50 milyar dolarlık gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu pazarını erken aşamadaki bir deneme süreci olarak görüyor.
Düzenleme beklentileri de sorgulanıyor
Analistler, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonunda bugün ulaşılan yaklaşık 50 milyar dolarlık pazar büyüklüğünün son durak olmayabileceğini düşünüyor. Bu alanın, kurumsal sermayenin kalıcı ve baskın yönelimi olmaktan çok, henüz erken aşamadaki bir deneme sürecini yansıttığı değerlendirmesi yapıldı.
JPMorgan ayrıca ABD’de gündemdeki kripto düzenlemelerinin Bitcoin’e doğrudan avantaj sağlayacağı görüşüne de mesafeli yaklaştı. Analistlere göre, yılın ilerleyen dönemlerinde CLARITY Act yasalaşsa bile bu adım Bitcoin’in daha geniş yapısal sorunlarını çözmeyebilir.
Notta, düzenleyici netliğin bankaların tokenize mevduat ihraç sürecini hızlandırabileceği uyarısı da yer aldı. Böyle bir senaryoda kamuya açık blokzincirler üzerinde çalışan stabilcoinlerin rekabet alanı daralabilir ve bu durum, Bitcoin dahil daha geniş kripto ekosistemi açısından yeni bir baskı unsuru oluşturabilir.




