Londra’da görülen bir dava, İngiliz hukukunda kripto varlıkların geri ödenmesine ilişkin önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Hussain v Fix davasında davacı taraf, önceki bir anlaşma kapsamında iş giderleriyle bağlantılı olduğunu belirttiği 7,8 BTC’nin iadesini talep etti. Duruşma 18 Haziran’da yapıldı ve davalı tarafın mahkemeye gelerek iddiaya itiraz etmediği aktarıldı.
Bitcoin’in mülk sayılması tek başına yeterli olmayabilir
Davaya bakan hakim, İngiltere’de son yıllarda genel kabul gören yaklaşımı teyit ederek Bitcoin’in İngiliz hukuku bakımından mülk niteliği taşıdığını belirtti. Bu yaklaşım, özellikle 2019’da UK Jurisdiction Taskforce tarafından ortaya konan değerlendirmeyle birlikte şekillenmişti. Böylece Bitcoin sahiplerinin, medeni yargıda varlıkları üzerinde hak iddia edebilmesinin önü açılmış oldu.
Ancak mahkemenin Bitcoin’i mülk olarak tanıması ile borçlunun doğrudan Bitcoin teslimine zorlanması aynı hukuki sonuç anlamına gelmiyor. Habere göre hakim, borcun nakit yerine mutlaka Bitcoin olarak ödenmesini emredecek açık bir yetkinin bulunduğuna dair kesin bir hüküm kurmadı. İngiliz mahkemeleri geçmişte hisse senedi veya fiziki mal gibi nakit dışı varlıklara ilişkin yükümlülükleri uygulayabildi. Buna karşın, aynı yaklaşımın belirli bir kripto varlığın aynen iadesi için geçerli olup olmadığı henüz netleşmiş değil.
Mahkemenin önündeki temel mesele, Bitcoin’in mülk sayılıp sayılmadığından çok, bir borcun mutlaka Bitcoin ile ödenmesine hükmedilip hükmedilemeyeceği olarak öne çıkıyor.
Bu belirsizlik, taraflar açısından doğrudan finansal sonuçlar doğurabilir. Örneğin 7,8 BTC, Bitcoin’in 30.000 dolar seviyesinde olduğu dönemde verilmişse, geri ödeme kararı Bitcoin 100.000 doların üzerine çıktıktan sonra sterlin cinsinden kurulursa alacaklının eline geçen tutar farklılaşabilir. Ters senaryoda ise kur oynaklığı bu kez borçlu aleyhine sonuç verebilir.
Sözleşmelerdeki boşluk dikkat çekiyor
Küresel hukuk şirketi Norton Rose Fulbright, Ocak 2026’da yayımladığı dijital varlık uyuşmazlıklarına ilişkin değerlendirmede benzer bir boşluğa dikkat çekmişti. Şirket, önemli yargı bölgelerindeki mahkemelerin dijital varlıklar bağlamında emanet ilişkisi, zilyetlik ve sözleşmesel yükümlülükler gibi alanlarda hukuki ilkeleri geliştirmeye devam ettiğini belirtmişti.
İngiltere’de 2025 boyunca dijital varlıkların mülkiyet statüsüne ilişkin bazı ilerlemeler kaydedilse de, aynen kripto ile geri ödeme konusunda belirgin bir içtihat oluşmadı. Sözleşmede geri ödemenin kripto para ile yapılacağı açıkça yazmıyorsa, mahkemenin itibari para ile ödeme yolunu seçebileceği ifade ediliyor. Bu durum da tarafların baştan üstlenmeyi amaçlamadığı kur riskini ortaya çıkarıyor.
Benzer tartışmalar başka ülkelerde de yaşanıyor
Haberde, bu hukuki tartışmanın yalnızca İngiltere ile sınırlı olmadığına da işaret edildi. Güney Afrika’da 1 Haziran’da verilen bir yüksek mahkeme kararında, bir kripto yatırımcısından müsadere edilen 1.680 BTC’nin ülkenin döviz kontrol düzenlemeleri bakımından “sermaye” niteliği taşıdığına hükmedildi. Kararda Bitcoin’in yerel para ile satın alınabilmesi, spekülatif amaçla elde tutulabilmesi ve bazı iş yerlerinde ödeme aracı olarak kabul edilmesi gerekçe olarak gösterildi.
Buna karşılık Güney Afrika Merkez Bankası ile Finansal Sektör Davranış Otoritesi tarafından yapılan ortak açıklamada kripto paraların, ulusal ödeme sistemi mevzuatı çerçevesinde yasal ödeme aracı ya da para sayılmadığı belirtilmişti. Mahkeme kararı ile düzenleyici yaklaşım arasındaki bu fark, yasal çerçevenin gelişiminin geriden geldiğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Mini sözlük: UK Jurisdiction Taskforce, İngiltere’de dijital varlıklar ve akıllı sözleşmeler gibi yeni alanlarda hukuki değerlendirmeler hazırlayan uzman bir yapı olarak biliniyor. Bu tür metinler bağlayıcı mahkeme kararı niteliği taşımıyor, ancak yargı uygulamasında yönlendirici etki oluşturabiliyor.
Gözler yeni düzenleme adımlarına çevrildi
Hussain v Fix davasının ardından hukuk çevrelerinde, Parlamento veya Law Commission üzerinde daha fazla açıklık sağlanması yönünde baskı oluşabileceği değerlendiriliyor. Konuya dair üst mahkemelerden verilmiş tamamlayıcı bir karar bulunmadığı için, İngiltere’de Bitcoin borç alıp veren tarafların sözlü anlaşmalarla hareket etmesi halinde sterlin üzerinden sonuçlanan kararlarla karşılaşma ihtimali sürüyor.
Yargı sürecinin henüz tamamlanmadığı belirtilirken, haberde özellikle geri ödemenin hangi varlıkla ve hangi biçimde yapılacağını açıkça düzenleyen yazılı sözleşmelerin önem kazandığı vurgulandı. Böylece tarafların daha sonra ortaya çıkabilecek fiyat oynaklığı ve yorum farkı kaynaklı uyuşmazlıkları sınırlamasının mümkün olabileceği kaydedildi.




