Cardano’nun kurucusu Charles Hoskinson, yapay zekanın ileri matematik alanındaki ilerleyişinin kendi beklentilerinin çok ötesine geçtiğini söyledi. Özellikle karmaşık matematiksel ispatların üretilmesi ve biçimsel olarak doğrulanması konusunda son dönemde ortaya çıkan kapasitenin dikkat çekici olduğunu vurguladı.
Hoskinson, YouTube’da yaptığı son yayında, yapay zeka tarafından geliştirildiği öne sürülen bir Navier Stokes yaklaşımını değerlendirdi. Söz konusu problem, matematiğin en tanınmış çözülememiş meseleleri arasında yer alıyor. Tartışmanın odağında, modern yapay zeka sistemlerinin bu ölçekte bir probleme katkı sunabilecek düzeye ulaşıp ulaşmadığı bulunuyor.
Charles Hoskinson, Cardano blokzincirinin kurucusu ve Input Output’un önde gelen isimleri arasında yer alıyor. Uzun süredir biçimsel matematikle ilgilendiğini belirten Hoskinson, daha önce Carnegie Mellon Üniversitesinde bu alana odaklanan bir merkez kurduğunu hatırlattı.
Mini sözlük: Navier Stokes varlık ve düzgünlük problemi, üç boyutlu akışkan hareketini tanımlayan denklemler için uygun koşullarda çözümlerin her zaman var olup olmadığını ve bu çözümlerin tekillik üretmeden düzgün kalıp kalmadığını sorgular. Bu problem, Clay Mathematics Institute tarafından belirlenen Milenyum Problemleri arasında yer alır.
Hoskinson, yapay zekanın bizzat tam bir ispat yazabileceği fikrinin bir dönem oldukça uzak göründüğünü, ancak büyük dil modellerinin bu konuda beklenmedik bir sıçrama yaptığını dile getirdi.
Hoskinson’a göre bu gelişme yalnızca teknik bir ilerleme değil, aynı zamanda matematiksel çalışma biçiminde köklü bir değişime işaret edebilir. Daha önce biçimsel matematik sistemlerinin esas olarak daha geniş araştırmacı gruplarının daha verimli iş birliği kurmasına imkan tanıyacağını düşündüğünü, ancak modellerin doğrudan ispat üretme ihtimalinin beklediğinden daha hızlı güç kazandığını anlattı.
Mahremiyet ve fikri mülkiyet uyarısı yaptı
Hoskinson, tartışmayı akademik üretimin kaynağı ve veri mahremiyeti boyutuna da taşıdı. Bulut tabanlı öncü modellerle çalışan araştırmacıların, paylaştıkları fikirler ve çalışma kayıtları üzerindeki denetimi kaybedebileceği uyarısında bulundu. Ona göre girişimciler ve akademisyenler, güçlü yapay zeka araçlarından yararlanırken gizli araştırma notlarını ve fikri mülkiyet unsurlarını merkezi sağlayıcılara açmak zorunda kalmamalı.
Hoskinson, OpenAI’nin böyle bir problemi çözdüğünü öne sürmesinin, doğrulanması halinde matematik paradigmasını temelden değiştirecek bir gelişme olacağını vurguladı.
Buna rağmen Hoskinson, yapay zeka sisteminin ortaya koyduğu çalışmanın kendi başına çarpıcı olduğunu söyledi. Modelin, mevcut fikirleri alıp geliştirerek yinelemeli biçimde daha ileri bir sonuca taşıyabildiğini ve bunu biçimsel bir yapıya dönüştürebildiğini belirtti. Bu nedenle tartışma yalnızca bir sonucun doğru olup olmadığıyla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda yapay zekanın bilimsel üretimde nasıl konumlanacağı sorusunu da yeniden gündeme getiriyor.
Hoskinson, Navier Stokes probleminin akışkanlar dinamiği, havacılık mühendisliği, makine mühendisliği ve fizik açısından da önem taşıdığını hatırlattı. Bu nedenle böylesi bir iddianın doğrulanması, yalnızca matematik çevrelerinde değil, daha geniş bilim ve teknoloji alanlarında da etkili olabilir.





USDT
AAPL
