Son yıllarda merkeziyetsiz finans (DeFi) platformları, kripto yatırımcılarına geleneksel finansın ötesinde yüksek kazançlar sunmasıyla dikkati çekmişti. Ancak son dönemde DeFi protokollerindeki getiri oranlarının hızla gerilediği gözleniyor. Başta Aave olmak üzere, en büyük protokollerde sunulan oranların birçok geleneksel finansal platformda sunulan pasif gelir getirisinin altına düştüğü belirtiliyor. Bu dönüşüm, DeFi’nin en önemli vaadi olarak öne çıkan “yüksek risk-yüksek getiri” dengesinin sorgulanmasına yol açıyor.
DeFi getirileri neden geriledi?
2021 ve 2022 yıllarında Aave gibi önde gelen borç verme platformlarında USD stabilcoin’leri mevduata yatıran kullanıcılar, yıllık yüzde 20’nin üzerindeki oranlarla ilgilendi. Ancak 2026 itibarıyla Aave, USDC mevduatında yıllık sadece yüzde 2,61 civarında bir getiri sağlıyor. Bu oran, birçok yatırımcının kullandığı Interactive Brokers’ın sunduğu yüzde 3,14’ün de altında kalıyor. Aave’nin en büyük USDT havuzundaki getiri ise yüzde 1,84 seviyesinde. Lido’nun stETH havuzu yüzde 2,53 getirirken, Ethena’nın USDe’si ise yüzde 3,47’ye kadar düşmüş durumda.
Bir dönem getirileriyle adından söz ettiren Ethena, kısa sürede milyarlarca dolarlık mevduat çekmiş ve yüzde 40’a yaklaşan APY oranları sunmuştu. Ancak bu oranlar genellikle yerel token teşvikleriyle sağlanmıştı ve sürdürülememişti. Ethena’da toplam kilitli varlık değeri de 11 milyar dolardan 3,6 milyar dolara geriledi.
Teknik olarak, getiri seviyelerindeki bu düşüşün nedeni, ödül havuzlarının azalması ve borçlanma talebinin zayıflaması. Sky gibi, gerçek dünya varlıklarına dayalı platformlar yüzde 3,75 gibi daha yüksek oranlar sunsa da, bu ürünlerdeki gelirin önemli bölümü ABD Hazine bonoları gibi zincir dışı kaynaklardan geliyor. Bu da bazı kullanıcıların DeFi’den beklediği saf zincir üstü deneyimi sarsıyor.
Riskler artarken düzenlemeler de masada
Getirilerdeki gerilemenin yanı sıra, sektör üst üste büyük açıklar ve siber saldırılarla da karşılaşıyor. Yakın dönemde Balancer Labs, 110 milyon dolarlık bir saldırının ardından faaliyetlerine son verdi. Resolv protokolünde yaşanan suistimalde ise 25 milyon dolarlık kayıp oluştu; burada yazılımsal bir hata değil, temel önlem eksikliği dikkat çekti. Protokolde tutulan varlık ile yükümlülük arasındaki dengesizliğin büyümesi sonucu, USR token’ı 1 dolardan 0,13 dolara kadar değer kaybetti.
2025’in ilk yarısında çeşitli protokollerden 2,47 milyar doları aşan kripto varlığının kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirildiği bildiriliyor. Ana tehdit, cüzdan güvenlik açıkları ve sosyal mühendislik saldırılarından kaynaklandı. Son dönemde Drift protokolünde gerçekleşen 270 milyon dolarlık suistimalden Kuzey Kore kaynaklı organizasyonların sorumlu olduğu öne sürülüyor.
Morpho’nun kurucu ortağı Paul Frambot, mevcut getirilerin sektör için kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. Morpho, farklı risk ve teminat parametreleriyle yönetilen özelleştirilebilir havuzlar sunarak, ortalama getiri ile risk-dengesinde çeşitlilik sağlamayı hedefliyor. Bazı havuzları yüzde 3,64, PYUSD havuzu ise yüzde 6,48 getiri sunabiliyor.
Mevcut durumda, tüm havuzlarda aynı parametrelerle hareket edilmesi nedeniyle getirilerin risksiz seviyelere yaklaştığı; özelleştirilebilen, rekabetçi havuz modellerinin ise daha yüksek oranlar sağlayabildiği belirtiliyor.
Sektördeki düşük getirinin yalnızca geçici bir durum olduğunu savunan Aave temsilcileri, ortalama stablecoin mevduat getirisinin geçen yıl Interactive Brokers’ın sunduğu oranın üzerinde gerçekleştiğini vurguluyor. Ayrıca Aave’de borçlanma oranları geleneksel platformlardan daha düşük olabiliyor ve kullanıcı teminatlarının da getirisi devam ediyor.
Öte yandan, DeFi’nin geleceğini yakından ilgilendiren yasal düzenlemeler de yolda. ABD’de bekleyen bir yasa tasarısı, sadece varlık tutmaya dayalı pasif stablecoin getirisinin yasaklanmasını öngörüyor. Eğer bu düzenleme yürürlüğe girerse, DeFi getirilerinin büyük oranda geleneksel finans kurumlarına kayması ihtimali gündeme gelebilir.




