Binance’in BNB Chain ağı, kuantum bilgisayarlara karşı dirençli kriptografi teknolojilerinin zincir üzerinde nasıl etkiler yarattığını test etti. Yapılan denemede, yüksek seviyede güvenliğin pratikte ağın işlem hızında ciddi oranda azalmaya yol açtığı ortaya çıktı.
Kuantum teknolojilerine hazırlık
BNB Chain, işlem hacmi açısından Ethereum tabanlı büyük blok zincirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu yüzden ağ üzerinde yapılan deneme, geniş kullanıcı kitlesine sahip yüksek hızlı blok zincirlerin gelecekte kuantum güvenlik yükseltmelerini ne kadar verimli uygulayabileceğine dair önemli bir gösterge sundu.
Yeni yapılan kavramsal çalışmada, BNB Chain’in temelinde yer alan iki önemli teknolojik bileşen — işlemleri imzalayan ECDSA algoritması ve blok doğrulayıcıları tarafından kullanılan BLS12-381 algoritması — kuantum bilgisayarlara karşı dayanıklı alternatiflerle değiştirildi. Denemenin sonucunda, ağın işlemler arası saniyedeki transfer kapasitesi 4.973’ten 2.997’ye düştü; bu da yaklaşık yüzde 40’lık bir azalma anlamına geliyor, çünkü daha büyük imzalar zincirde taşınan veri miktarını hayli artırdı.
Kritik teknikler ve güvenlik uygulamaları
Çoğu blok zincirde, kullanıcıların cüzdan varlıklarının sahipliğini ispatlamak için ECDSA algoritması kullanılıyor. Bir işlem başlatıldığında, kullanıcı özel anahtarıyla işlem imzası atıyor. BLS12-381 ise blokların geçerliliğini doğrulayan ve zinciri sürekli güncel tutan doğrulayıcılar arasında kullanılıyor. Bu iki sistem, eliptik eğri kriptografisine dayanıyor. Uzmanlar, Shor algoritması gibi yöntemlerle yeterince güçlü bir kuantum bilgisayarın bu korumayı geçebileceği konusunda uyarıyor.
Testte, tek bir işlemin boyutu yaklaşık 110 bayttan 2,5 kilobayta, blok boyutları ise 130 KB’den yaklaşık 2 MB’ye yükseldi. İşlem onaylama kapasitesindeki daralmanın, ağı doğrulamada değil, zincir boyunca hareket eden ekstra veri miktarının oluşturduğu tıkanmadan kaynaklandığı gözlemlendi.
Farklı ağlardan çözümler
Doğrulayıcıların blok onayı ve zincir güncellemesiyle ilgili sistemleri, verilerin sıkıştırılması sayesinde test sürecinde daha az etkilendi. Asıl yük, her bir ödemeye eklenen büyük boyutlu, kuantum dayanıklı dijital imzaların ağda fazladan veri hareketine yol açmasından ileri geldi.
Kuantum güvenliğine geçiş arayışındaki tek ağ BNB Chain değil. Bitcoin geliştiricileri, BIP-360 gibi doğrudan protokole entegre edilecek uzun vadeli yenilikler üzerinde duruyor. Bazı araştırmacılar ise mevcut kurallar içinde çalışabilen, fakat maliyeti daha yüksek acil çözümler öneriyor.
Ethereum’da ise daha temkinli ve geniş kapsamlı bir süreç yürütülüyor. Ethereum Vakfı, cüzdanlardan doğrulayıcı altyapısına ve ağın temel yapılarına kadar aşamalı olarak güçlendirecek bir post-kuantum güvenlik inisiyatifi başlattı. Ethereum, hızlı bir geçişten ziyade uzun vadeli bir adaptasyon hedefliyor.
TRON ise daha hızlı hareket etmeyi tercih ediyor. Protokolün kurucusu Justin Sun, 2024 yılı ikinci çeyreğinde kuantum dayanıklı bir test ağı başlatmayı, ardından yılın üçüncü çeyreğinde ana ağı yayına almayı planladıklarını duyurdu. Bu adımlar, TRON’u büyük blok zincirler arasında “kuantum güvenliği” vurgusuyla ön plana çıkarmayı hedefliyor.
Post-quantum dönemde sektörün yönü
BNB Chain’in deneyi, tüm sektör için yeni bir tartışma evresinin başladığını gösteriyor. Artık asıl mesele, blok zincirlerin kuantum saldırılarına karşı güçlendirilip güçlendirilemeyeceği değil, bunu gerçekleştirmenin ne kadar hız ve verimlilik kaybı pahasına olacağı şeklinde şekilleniyor.
BNB Chain’in teknik raporunda vurgulandığı üzere, kuantum dayanıklı güvenlik çözümleri, yüksek işlem kapasiteli blok zincirlerde ciddi boyutlarda verim kayıplarına yol açabiliyor; bu da sektörün kısa vadede karmaşık tercihlerle karşı karşıya kalmasına neden oluyor.




