Kasım 2024’te Donald Trump’ın ABD başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından finansal piyasalar güçlü bir performans sergilerken, Bitcoin’in görece zayıf kalması dikkat çekiyor. Bu dönemde Bitcoin yaklaşık yüzde 2,6 gerilerken; gümüş yüzde 205, altın yüzde 83, Nasdaq yüzde 24 ve S&P 500 yüzde 17,6 yükseldi. Kripto para piyasasının öncüsü olan Bitcoin’in bu tabloya ayak uyduramaması, yatırımcılar arasında “neden” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Kuantum Bilgisayar İddiaları ve Karşı Argümanlar
Son tartışmayı alevlendiren isimlerden biri Castle Island Ventures ortağı Nic Carter oldu. Carter, Bitcoin’in “gizemli” şekilde geri kalmasının arkasında kuantum bilgisayar tehdidinin yattığını savundu ve bu konuyu “yılın en önemli hikâyesi” olarak tanımladı. Uzun süredir teorik bir risk olarak konuşulan kuantum bilgisayarların, ileride Bitcoin’in kriptografik altyapısını tehdit edebileceği biliniyor.

Ancak bu görüş kripto topluluğunda geniş bir kabul görmedi. Checkonchain analisti @Checkmatey, fiyatın yatay seyretmesini kuantum korkularına bağlamayı, her düşüşü “manipülasyon” ile açıklamaya benzetti. Ona göre piyasayı asıl yönlendiren unsurlar arz dengesi ve yatırımcı pozisyonlanması. Özellikle 2025 yılında uzun vadeli yatırımcıların (HODLer) satışa geçmesi, önceki boğa döngülerinde görülmemiş ölçekte bir baskı yarattı.
Benzer şekilde ünlü Bitcoin yatırımcısı ve yazarı Vijay Boyapati de fiyat hareketlerinin çok daha basit bir nedene dayandığını savunuyor. Boyapati’ye göre 100 bin dolar seviyesinin aşılmasıyla birlikte büyük yatırımcıların kilidi açılan ciddi miktarda Bitcoin’i piyasaya sürmesi, yükseliş momentumunu doğal olarak zayıflattı.
Teknik Gerçekler, Piyasa Dinamikleri ve Yeni Gelişmeler
Teknik tarafta ise kuantum tehdidinin hâlâ oldukça uzak olduğu görüşü baskın. Blockstream kurucu ortağı Adam Back, en kötü senaryoda bile ani ve ağ genelinde bir varlık kaybı yaşanmayacağını ifade ediyor. Ayrıca Bitcoin Improvement Proposal 360 (BIP-360), gerekmesi halinde kuantuma dayanıklı adres formatlarına kademeli geçişi mümkün kılan bir yol haritası sunuyor.
Bu tartışmalar sürerken, kripto piyasasını etkileyen başka bir gelişme de ABD’de spot Bitcoin ETF’lerine yönelik kurumsal ilgide yaşanan dalgalanma oldu. Ocak ayında bazı büyük fonların ETF pozisyonlarını azaltması, kısa vadeli fiyat baskısını artırdı. Buna karşın Asya merkezli yeni fonların piyasaya girmesi, uzun vadede kurumsal talebin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Bu durum, Bitcoin’in geleceğinin tek bir risk başlığına indirgenemeyecek kadar çok katmanlı olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak Bitcoin’in son dönemdeki zayıf performansını yalnızca kuantum bilgisayar tehdidiyle açıklamak, piyasanın karmaşık doğasını göz ardı etmek olur. Arz artışı, büyük yatırımcı davranışları ve makroekonomik sermaye akımları, fiyat üzerinde çok daha somut etkiler yaratıyor. Kuantum riski teknik olarak ciddiye alınması gereken bir konu olsa da, kısa vadeli piyasa hareketlerini açıklamak için yeterli bir gerekçe sunmuyor.




