Uluslararası Ödemeler Bankası, 28 Haziran 2026 tarihli Yıllık Ekonomik Raporu’nda stabilcoin piyasasını mercek altına aldı. Kurum, özel sektör tarafından ihraç edilen dijital tokenlerin güvenilir para olmanın temel şartlarını karşılamadığını ve küresel finansal sistemi parçalı bir yapıya sürükleyebileceğini bildirdi. BIS, dünya genelindeki merkez bankaları için koordinasyon ve araştırma platformu olarak faaliyet gösteriyor.
Stabilcoinlere yönelik temel itirazlar
BIS değerlendirmesinde stabilcoinlerin sağlam parayı tanımlayan dört ana ölçütte yetersiz kaldığı belirtildi. Kurum bunları teklik, esneklik, birlikte çalışabilirlik ve bütünlük olarak sıraladı. Rapora göre dolar destekli mevcut tokenler, klasik anlamda para aracından çok, belirli varlıklara dayalı yatırım ürünlerine benzer bir yapı sergiliyor.
BIS, stabilcoinlerin güvenilir para için gerekli ölçütleri karşılamadığını, bu nedenle ödeme ve uzlaşma altyapısında kalıcı çözüm olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor.
Raporda, stabilcoin fiyatlarının zaman zaman hedeflenen sabitten koptuğu, geri ödeme süreçlerinde ise gecikme ve işlem sıkıntıları yaşanabildiği kaydedildi. Bu durumun özellikle ödeme kesinliği açısından önemli bir zafiyet oluşturduğu değerlendirildi. Stabilcoin piyasasının toplam büyüklüğü yaklaşık 316 milyar ila 320 milyar dolar aralığında bulunuyor. Fiat teminatlı tokenlerin yüzde 99’dan fazlası ABD dolarına bağlı yapıda ve pazarın büyük bölümü USDT ile USDC etrafında toplanıyor.
BIS ekonomistleri, piyasanın 1 trilyon dolar, 2 trilyon dolar ve 3 trilyon dolar seviyelerine büyüdüğü senaryoları da inceledi. Kurum, her üç tabloda da ekonomik verimlilik üzerinde sınırlı da olsa olumsuz etki hesapladı. Artan banka fonlama maliyetleri ile kredi verme kapasitesindeki zayıflamanın olası faydaları dengelediği sonucuna varıldı.
Gelişen ekonomiler için dolarizasyon uyarısı
Rapor, para birimi istikrarsızlığı yaşayan gelişmekte olan ülkeler için daha sert bir uyarı içerdi. BIS, bu ülkelerde tasarruf sahiplerinin dolar sabitli dijital varlıklara yönelmesini “stabilcoin dolarizasyonu” olarak tanımladı. Kuruma göre bu eğilim, yerel para politikalarının etkisini azaltabilir ve bankacılık sistemindeki mevduat tabanını aşındırabilir.
Bu kaymanın krediye erişimi sınırlayabileceği, yerel finans kuruluşlarını zayıflatabileceği ve ekonomileri dalgalı uluslararası sermaye hareketlerine daha açık hale getirebileceği belirtildi.
Açık blokzincir ağlarına eleştiri ve önerilen model
BIS, Bitcoin ve Ethereum gibi izne dayanmayan halka açık blokzincir ağlarını da eleştirdi. Kurum, bu sistemlerin kurumsal ölçekte güçlü bir finans altyapısının gereklerini karşılayamadığını savundu. İşlem hacmi arttığında ücretlerin yükselmesi ve onay sürelerinin uzaması, raporda yapısal bir sınırlama olarak değerlendirildi.
Ayrıca belirli bir yönetişim çerçevesinin ve düzenleyici uyumdan sorumlu açık bir muhatabın bulunmaması, BIS’in başlıca çekinceleri arasında yer aldı.
Kurum, tokenleştirilmiş merkez bankası paraları ile ticari banka mevduatlarını aynı programlanabilir altyapıda birleştiren “birleşik defter” yaklaşımının daha güvenli bir seçenek sunduğunu savunuyor.
BIS, yasak çağrısı yapmak yerine alternatif bir mimari önerdi. Buna göre tokenleştirilmiş merkez bankası paraları, tokenleştirilmiş ticari banka mevduatları ve diğer düzenlenmiş finansal araçlar tek bir bütünleşik altyapıda çalışabilir. Kurum, sekiz merkez bankası otoritesi ve 40’tan fazla özel sektör katılımcısını içeren sınır ötesi ödeme girişimi Project Agora’yı bu yaklaşımın uygulanabilirliğine örnek gösterdi.




