Kripto para türev piyasalarında yatırımcıların en az bildiği risklerden biri, karda olan bir pozisyonun borsa tarafından zorunlu şekilde kapatılabilmesi. Bu durum teknik bir arıza ya da olağan bir tasfiye süreciyle sınırlı değil. Borsaların kullandığı otomatik borç azaltma sistemi olan ADL, aşırı oynaklık sırasında platformun ayakta kalmasını sağlamak için devreye giriyor ve kimi zaman en karlı işlemleri hedef alabiliyor.
ADL nasıl çalışıyor
Sürekli vadeli işlem sözleşmelerinde her alıcıya karşılık bir satıcı bulunması gerekiyor. Yüksek kaldıraçla açılan işlemlerde piyasa sert biçimde ters yöne gittiğinde, teminat seviyesi bakım marjının altına düşerse otomatik tasfiye sistemi çalışıyor. Normal koşullarda borsa, zarardaki pozisyonu emir defterinde kapatarak açığı önlemeye çalışıyor.
Ancak ani çöküşlerde binlerce kaldıraçlı hesabın aynı anda tasfiye olması, emir defterini kısa sürede boşaltabiliyor. Likidite sağlayıcıları geri çekildiğinde işlemler iflas fiyatının da ötesine kayabiliyor. Bu aşamada zarar, yatırımcının yatırdığı teminatı aşıyor. Borsaların bu tür açıkları karşılamak için tuttuğu sigorta fonu yetersiz kalırsa ADL devreye giriyor.
ADL, açıkta kalan zararlı sözleşmelerin karşı tarafında bulunan ve yüksek kar yazan pozisyonları seçerek bunları zorunlu kapatıyor. Böylece platform, sistem genelinde oluşan açığı dengelemeyi amaçlıyor. Başka bir ifadeyle, zarar eden hesapların yarattığı risk, kazançlı hesapların erken kapatılmasıyla sınırlandırılıyor.
Mini sözlük: ADL, otomatik borç azaltma mekanizmasıdır. Borsa, tasfiye edilen zararların sigorta fonuyla karşılanamadığı olağanüstü durumlarda, karşı taraftaki karlı pozisyonları sıraya alıp zorunlu şekilde kapatır.
ADL, zarardaki hesapları değil, sistemin iflas riskini sınırlamak için çoğu zaman en yüksek kar ve en yüksek etkin kaldıraç taşıyan hesapları hedef alır.
Borsalar neden bu yönteme başvuruyor
Geleneksel finans piyasalarında takas kurumları, banka destekli sermaye yapıları ve kredi hatlarıyla çalışıyor. Kripto para borsaları ise günün her saati açık küresel piyasalarda faaliyet gösteriyor ve perakende yatırımcılara kadar uzanan yüksek kaldıraç sunuyor. Bu yapı, sert piyasa hareketlerinde merkezi bir kurtarma mekanizması olmadan kendi iç güvenlik katmanlarını zorunlu hale getiriyor.
Bu nedenle borsalar, bireysel yatırımcının azami kazancını korumaktan önce platformun ödeme gücünü ve işlem sürekliliğini öne alıyor. Aksi durumda karşılanamayan zararlar büyüyebilir, para çekme talepleri aksayabilir ve güven krizi doğabilir.
Kimler önce etkileniyor
Borsalar ADL sırasında hesapları rastgele seçmiyor. Genellikle gerçekleşmemiş kar oranı, etkin kaldıraç, pozisyon büyüklüğü ve marjin oranı gibi ölçütlere göre gerçek zamanlı bir sıralama oluşturuluyor. Listenin üstünde yer alan hesaplar, yani hem yüksek kar taşıyan hem de yüksek kaldıraç kullanan yatırımcılar, ilk sırada yer alabiliyor.
| Ölçüt | Ne ifade ediyor |
| Gerçekleşmemiş kar oranı | Pozisyonun başlangıç teminatına göre ürettiği getiri |
| Etkin kaldıraç | Açık pozisyon büyüklüğünün destekleyen teminata oranı |
| Pozisyon büyüklüğü | Açık sözleşmelerin toplam hacmi |
| Marjin oranı | Hesap bakiyesi ile gerekli bakım teminatı arasındaki ilişki |
Özellikle piyasada tek yönlü yoğunlaşma olduğunda risk büyüyor. Katılımcıların büyük bölümünün aynı tarafta konumlandığı bir altcoin işleminde ani fiyat kırılması yaşanırsa, karşı tarafta yeterli doğal alıcı ya da satıcı bulunmayabiliyor. Düşük derinlikteki piyasalarda bu tablo çok daha hızlı gelişiyor.
Borsanın koyduğu zarar durdur emri, ADL karşısında koruma sağlamaz; çünkü biri yatırımcının kendi emri, diğeri ise platformun doğrudan uyguladığı zorunlu risk protokolüdür.
Yatırımcılar riski nasıl azaltıyor
Yüksek kar oluştuğunda riskin bittiği düşüncesi, türev piyasalarında yanıltıcı olabiliyor. Yatırımcılar aşağı yönlü riski izlese de sistem kaynaklı yukarı yönlü riski çoğu zaman göz ardı ediyor. İzole marjin ve çapraz marjin arasındaki fark da burada önem kazanıyor. Çapraz marjin, olağan tasfiye riskini azaltabilse de sert piyasa hareketlerinde tüm hesap bakiyesini daha geniş bir sistemik etkiye açık hale getirebiliyor.
Riskin azaltılması için kaldıraç seviyesini düşürmek, kar yazan pozisyonlara ek teminat koymak, pozisyonun bir kısmını kapatmak ve borsaların sunduğu ADL risk göstergelerini izlemek öne çıkıyor. Sermayenin tek bir platformda tutulmaması da olası bir sigorta fonu baskısının portföyün tamamını etkilemesini sınırlayabiliyor.




