ABD Başkanı Donald Trump’ın 2 Nisan 2025’te açıkladığı ve özellikle Çin’i hedef alan ek gümrük vergileri, aradan geçen yaklaşık bir yılın ardından hem ABD ekonomisinde hem de küresel ticaret dengelerinde belirgin etkiler yaratmaya başladı. Trump, bu adımı “haksız ticaret uygulamalarından kurtulma” ve üretimi yeniden ülkeye çekme hedefiyle savunmuştu. Çin’e yönelik yüzde 34 ek vergi kararı, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin yönünü değiştiren başlıca gelişmelerden biri olarak öne çıktı.
ABD-Çin ticaretinde daralma dikkat çekiyor
Uygulanan tarifelerin ardından ABD ile Çin arasındaki ticaret hacminde belirgin bir gerileme yaşandı. Çin’in ABD ithalatındaki payı yaklaşık yüzde 9 seviyesine gerileyerek, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımından bu yana en düşük seviyeye indi. Oysa 2010’lu yılların ortasında bu oran yüzde 20’nin üzerindeydi.
İki ülke arasındaki mal ticareti açığında da düşüş kaydedildi. ABD’nin Çin ile olan ticaret açığı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 31,6 azalarak 295,5 milyar dolardan 202,1 milyar dolara geriledi ve 2005’ten bu yana en düşük seviyeye indi. Bu tablo, Washington yönetiminin Çin ile ticaret dengesini azaltma hedefi açısından belirli bir sonuç elde ettiğine işaret ediyor.
Bununla birlikte bu düşüş, genel ticaret dengesi açısından aynı ölçüde olumlu bir tablo ortaya koymadı. ABD’nin toplam mal ticareti açığı yıllık bazda yüzde 2,1 artarak 1,24 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaştı. Bu artışta, ithalatın Çin yerine Meksika, Vietnam ve Tayvan gibi ülkelere kaydırılmasının etkili olduğu değerlendiriliyor.
Tedarik zincirleri ve maliyet etkisi tartışılıyor
Tarifelerin etkisi yalnızca ticaret hacmiyle sınırlı kalmadı; tedarik zincirlerinde de önemli değişimlere yol açtı. ABD’nin televizyon ve beyaz eşya gibi ürünlerde Çin’e bağımlılığı azalsa da, nadir toprak elementleri gibi kritik alanlarda Çin’in güçlü konumu devam ediyor. Bu alandaki ihracat kısıtlamaları, ABD’li savunma sanayi şirketleri ve otomotiv üreticileri açısından üretim süreçlerini zorlaştırdı.
Peterson Institute for International Economics bünyesinde görev yapan ekonomist Chad Bown, Çin’in bazı sektörlerde pazar payı kaybetmesine rağmen kritik tedarik zincirlerinde üstünlüğünü koruduğunu vurguladı.
Çinli şirketlerin ABD’deki bazı ürün gruplarında payı gerilese de, nadir toprak elementleri gibi alanlarda Çin’in avantajı sürüyor ve bu tür tedarik zincirlerinde alternatif oluşturmak kolay görünmüyor.
Tarifelerin ABD ekonomisine etkisi de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Brookings Institution tarafından yapılan analiz, uygulanan gümrük vergilerinin ABD büyümesini yüzde 0,13’e kadar aşağı çekmiş olabileceğini ortaya koydu. Artan maliyetlerin büyük bölümünün tüketici fiyatlarına yansıdığı, bu nedenle iç piyasada fiyat baskısının güçlendiği belirtiliyor.
Öte yandan ABD’nin mali durumu ve bütçe gelirleri dikkate alındığında, yüksek tarifelerin kısa vadede tamamen kaldırılması beklenmiyor. 2026 mali yılı kapsamında ithalatçılar tarafından ödenen toplam gümrük vergisinin 144 milyar doları aşması, bu politikanın sürdürülme ihtimalini güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.




