ABD ekonomisinde stagflasyon sinyalleri yeniden dikkat çekiyor. Stagflasyon, hem yüksek enflasyonun hem de zayıf iş gücü piyasasının aynı anda görülmesiyle tanımlanıyor. Son dönemde jeopolitik nedenlerle yükselen petrol fiyatları ve beklenenden kötü gelen istihdam verileri, bu endişelerin güçlenmesine yol açtı. Şubat ayı istihdam raporunda, ülkede 92 bin kişilik bir istihdam kaybı yaşanırken, işsizlik oranı yüzde 4,4’e çıktı. Enerji fiyatlarındaki artış ve zayıflayan iş gücü piyasası, ekonomik belirsizlikleri artırdı.
Ekonomik Görünümde Tarihsel Paralellikler
Stagflasyonun son kez ciddi şekilde hissedildiği dönem 1970’li yıllardı. O dönemde yaşanan petrol şokları, ABD’de enflasyonu çift hanelere taşırken, işsizliği de yukarıya çekti. O yıllarda ABD Merkez Bankası’nın başındaki Paul Volcker, enflasyonu kontrol altına almak için faiz oranlarını neredeyse yüzde 20’ye kadar çıkardı ve bu adımlar sonunda hem enflasyon hem de ekonomik büyüme hızla gerilemişti. Benzer bir senaryonun bugün yaşanıp yaşanmayacağı, finans piyasalarının odak noktası haline geldi.
Bitcoin’in Makroekonomik Dalgalanmalara Tepkisi
Kripto para piyasası özelinde Bitcoin’in, ekonomik şoklar karşısındaki tutumu da tartışılıyor. 2022’de ABD Merkez Bankası hızlı şekilde faiz artırırken ve enflasyon yüksek seyrederken, Bitcoin ve teknoloji hisseleri sert değer kaybetmişti. O dönemde Bitcoin, çoğunlukla riskli varlık davranışı gösterdi; güvenli liman statüsünü öne çıkaramadı.
Ancak 2023’te, ABD’de bankacılık krizi patlak verdiğinde ve finansal istikrar endişeleri belirginleştiğinde, Bitcoin’e olan talep yeniden güçlendi. Kripto varlık, bu dönemde dolar bazında yüzde 80’e yakın yükseliş kaydetti. Böylece Bitcoin’in makroekonomik stres dönemlerindeki davranışı, hangi faktörün ön planda olduğuna göre değişim gösterdi.
Bitcoin Arzındaki Yapısal Değişimler
KriptoQuant şirketinde araştırma direktörü olan Julio Moreno, Bitcoin’in yıllık enflasyonuna ilişkin uzun vadeli bir grafik paylaştı. Bu grafik, farklı yatırımcı gruplarındaki Bitcoin arzındaki değişimi 2010’dan 2026’ya kadar izliyor. Grafik üzerinde farklı renkte çizgilerle, dolaşımdaki arz ve yıllık enflasyon hareketleri gösteriliyor. Issuance (ihraç) enflasyonu, uzun vadeli yatırımcılar ve ilk dönem sahiplerinin elindeki arzlar zaman içinde istikrarlı şekilde azalıyor.
Her dört yılda bir gerçekleşen ödül yarılanmaları sonucu piyasaya yeni Bitcoin girişi daha da kısıtlanıyor. Grafik, 2010’dan bu yana toplam arz artışındaki tabanın giderek daraldığını ve bu trendin 2026’ya kadar devam ettiğini ortaya koyuyor. Aynı dönemde, Bitcoin fiyatının uzun vadede ciddi yükseliş gösterdiği vurgulanıyor.
Buradaki ana nokta, Bitcoin’in arz bakımından sistematik olarak giderek daha kısıtlı hale gelmesi. Bu yapı, geleneksel para birimlerinin enflasyon altında kalması halinde merkez bankalarının piyasaya daha fazla likidite sunabilmesiyle tezat oluşturuyor.
Kısıtlı Arz Argümanının Sınırları
CryptoQuant’ın sunduğu veriler, Bitcoin’in algoritmik olarak belirlenen kıtlık özelliğinin devam ettiğini gösteriyor. Halving’ler bu sistemi keskin biçimde sürdürüyor. Ayrıca, uzun vadeli yatırımcıların biriktirmesi piyasadaki aktif arzı azaltıyor. Ancak bu dinamik, stagflasyonun ilk evresinde fiyatlamalara tam olarak yansımayabilir.
2022 yılında olduğu gibi, piyasadaki genel likidite daralması bütün riskli sınıfları birlikte aşağı çekiyor. Bitcoin’in kıtlık argümanı ise, asıl olarak likidite kaynaklı krizlerin öne çıkması durumunda etkili olabiliyor.




