JPMorgan Chase hakkında ABD’de açılan yeni bir dava, bankanın merkezi rol üstlendiği iddia edilen yüksek boyutlu bir kripto para dolandırıcılığını gündeme taşıdı. Davacılar, toplamda 328 milyon dolar tutarında bir zincirleme dolandırıcılıkta sadece bankanın hesaplarının kullanıldığı ve sürecin tamamının bu finansal altyapı üzerinden yönetildiği iddiasında bulunuyor.
Kripto Para Ponzi Yapısı ve Bankanın Rolü
Davada aktarılanlara göre, mağdurlardan toplanan varlıklar JPMorgan üzerinden alındı, hareket ettirildi ve yeniden paylaştırıldı. Yetkililer, sistemin klasik bir Ponzi yapısı taşıdığını ve ilk yatırımcılara ödemelerin yeni yatırımcılardan gelen fonlarla yapıldığını ifade ediyor. Bu modelin herhangi bir gerçek yatırım faaliyetinden elde edilmeyen gelirlerle devam ettiği, dolandırıcılığın çöküşüne kadar 328 milyon dolarlık kayba yol açtığı belirtiliyor. Davanın en can alıcı iddiası ise, çözülmesi beklenen sorunun banka altyapısının suistimal edilip edilmediğiyle değil, JPMorgan’ın bu altyapıyı sürecin temel dayanağı haline getirip getirmediğiyle ilgili olması.
Davacıların Hukuki Gerekçeleri ve Banka Sorumluluğu
Davacı taraf, JPMorgan’ın bu büyüklükteki bir dolandırıcılığın yürütülmesinde kritik öneme sahip bir ödeme ve hareketlilik kanalı oluşturduğunu savunuyor. Ponzi benzeri şemalarda sistemin sürdürülebilirliği için güvenilir bir para toplama ve ödeme mekanizmasına ihtiyaç olduğu ve bankanın hesaplarıyla bu ihtiyacın tam anlamıyla karşılandığı öne sürülüyor. Davaya göre, yapılan işlemlerin hacmi ve karakteri bankanın kendi kara para aklama önlemleri kapsamında dikkat çekici olmalıydı ve bu yönde bir uyarı mekanizmasının devreye girmesi beklenirdi.
Finans kuruluşlarının benzer davalarda sorumlu tutulabilmesi için genellikle dolandırıcılıktan doğrudan haberdar olması veya açık uyarı işaretlerini görmezden gelmesi gerekiyor. Mahkemelerin genellikle daha sıkı standartlar benimsediği ve yalnızca zayıf gözetim gerekçesiyle bankaların sorumlu tutulmasının ender görüldüğü biliniyor. Bu nedenle, JPMorgan’ın dolandırıcılıktan haberdar olup olmadığı davasının en temel tartışma başlıklarından biri olacağı belirtiliyor.
Bankanın Daha Önceki Uygulamaları ve Sektörel Eğilimler
Büyük finans kuruluşlarının kripto paralara dayalı yüksek ölçekli dolandırıcılıklara altyapı sağladığı iddiaları daha önce de gündeme gelmişti. Daha önce çeşitli bankalar hakkında benzer teorilere dayalı davalar açıldı ve mahkemelerin doğrudan bilginin tespit edildiği sınırlı örnekler dışında genellikle ihtiyatlı davrandığı görüldü. Ancak, bazı vakalarda, banka içindeki yazışmalardan compliance (uyum) ekiplerinin riskleri tespit ettiği ancak gereken adımın atılmadığı ortaya çıkınca, kurumlar sorumluluk üstlenmek zorunda kaldı.
JPMorgan daha önce de hesap gözetimi uygulamaları nedeniyle çeşitli inceleme ve eleştirilere konu oldu. Banka ise bugüne kadarki tüm açıklamalarında, kara para aklama kontrolleri dahil olmak üzere tüm düzenleyici yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirtti. Güncel davada söz konusu edilen 328 milyon dolarlık tutar, hem hukuki süreçte hem de kurumun dahili kayıtlarının incelenmesi aşamasında daha kapsamlı bir değerlendirmeyi zorunlu kılabilir.
JPMorgan Chase, global bankacılık alanında en büyük finans kuruluşlarından biri olarak öne çıkıyor. Kurum, bireysel ve kurumsal bankacılığın yanı sıra varlık yönetimi ve yatırım bankacılığı gibi alanlarda da faaliyet gösteriyor.
Davada JPMorgan’ın şu ana kadar iddialarla ilgili detaylı bir kamuoyu açıklaması yapılmadı. Hukuk çevrelerinde, bankanın ilk adımının davanın reddi için başvuru yapmak olabileceği konuşuluyor. Eğer bu girişim başarısız olursa, mahkemenin bankanın ilgili hesapları üzerinde gerçekleştirdiği uyum ve ilişkilerle ilgili kayıtlara yönelmesi bekleniyor.
Mağdurlar açısından, davayla birlikte mevcut varlıklarına ulaşamayacakları dolandırıcılık organizatörlerinden ziyade, mali gücü yüksek bir muhataba yönelme hedefleniyor. Böylece kaybın bir bölümünün geri kazanılabilmesi için yeni bir hukuki yol açılması arayışı dikkat çekiyor.




