Fransa, son dönemde “wrench attack” olarak bilinen ve kripto para sahiplerini hedef alan fiziksel saldırıların en sık yaşandığı ülkelerden biri haline geldi. Bu tür saldırılar, kripto mülkiyetinin yaygınlaşmasıyla birlikte artış gösterirken, suçluların daha gözü kara ve organize hareket ettiği gözlendi.
Kripto konferansında olağanüstü güvenlik
Paris’te düzenlenen uluslararası blockchain ve kripto para konferansı sırasında güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Versay Sarayı’nda etkinliğe katılan VIP misafirler polis eskortuyla taşınırken, konferansın gerçekleştiği Louver bölgesinde de giriş-çıkışlar sıkı şekilde denetlendi. Bu adımların, Fransa’da kısa süre içinde gerçekleşen çok sayıda kripto kaynaklı saldırının ardından atıldığı belirtildi.
Yetkililer alarma geçti: 41 olay raporu
İçişleri Bakanlığı’nda görevli Jean-Didier Berger, konuyla ilgili yeni önlemler hazırlığında olduklarını açıkladı. Fransa’da yalnızca bu yıl içinde, doğrudan kripto ile ilişkili en az 41 adam kaçırma ve ev baskını bildirildi; bu, ortalama her iki-üç günde bir saldırı gerçekleştiğini gösteriyor. Yetkililer binlerce kişinin önleyici platformlara kaydolduğunu aktardı, ancak vakalar devam ettikçe ek adımların gerekliliğine vurgu yapılıyor.
Fransa’daki son gelişmelerin ardından, ülkenin küresel ölçekte kripto saldırılarının merkezi konumuna geldiği değerlendirmesi yapılıyor. Uzmanlar ve güvenlik araştırmacıları, dünya genelinde bu tür vakaların giderek daha şiddetli hale geldiğini, 2025’te önceki yıla göre yüzde 75 artışla toplam 72 doğrulanmış fiziksel baskı vakası kayda geçtiğini açıkladı. Ayrıca bir yıl içinde fiziksel şiddet içeren olayların yüzde 250 arttığı belirtiliyor.
“Her yeni wrench attack vakası, kripto yatırımcılarının kolay hedef olduğunu dünyaya gösteriyor.”
Hedef seçimi ve yöntemler değişti
Wrench attack olarak bilinen saldırı biçiminde saldırganlar, dijital varlıklara erişim sağlayan tarafı fiziksel baskı veya tehdide maruz bırakıyor. Artık saldırganlar teknik açık aramak yerine, kurbanlarını sosyal medya paylaşımları ve sızan veriler üzerinden takip ediyor; rutinleri, kimlik açıklarını ve zayıf noktaları analiz ederek hedef belirliyor. Uzmanlar, özellikle gerçek kimlik ve günlük yaşamın dijitalde fazla görünür olmasının riski artırdığına işaret ediyor.
Olaylar arasında, Fransız vergi memurlarının saldırganlara kişisel bilgi sızdırdığı gibi devlet içinden kaynaklanan veri sızıntıları da bulunuyor. Bu durum, içeriden gelen tehditlere ve kamuya açık bilgilerin organize suç şebekeleriyle nasıl paylaşılabildiğine dair endişeleri artırıyor.
Vaka yelpazesi artık yalnızca büyük servet sahipleriyle sınırlı değil; orta ölçekli yatırımcılar ve aileler de saldırganların odak noktası haline geldi. Çocuklar dahi bazı planlarda risk unsuru olarak görülüyor.
2025’in Ocak ayında Ledger kurucu ortağı David Balland’ın Fransa’da kaçırılması olayında, fidye pazarlığı için vücudunun bir bölümünün gönderildiği de gündeme gelmişti. Benzer şekilde, Kanada ve ABD’de işkence içeren saldırılar, kaçırılan yatırımcılara yönelik riskin giderek arttığına işaret ediyor.
Yalnızca tekil saldırıların değil, organize suç çetelerinin de aktif olduğu, saldırıların önceden planlandığı, takip ve ani ev baskınlarıyla gerçekleştirildiği bildiriliyor. Saldırganlar, elde edilen fonları hızla zincirler arası transfer edip stablecoinlere çevirerek takibi zorlaştırıyor.
“Bu vakalar artık tekil soygunlar gibi değil, özellikle kripto portföyüne sahip kişilere odaklanmış organize ekiplerin işi görünümünde.”
Sebep ve sonuçlar
Uzmanlar, artan varlık değerlerinin tek bir saldırıdan elde edilebilecek kazancı yükselttiğini, buna karşın dijital güvenliğin de geliştiğini belirtiyor. Ancak fiziki baskı, teknik saldırılara göre çok daha etkili hale gelmiş durumda. Bu tür saldırıların birçoğunun, rapor edilirken sıradan soygun veya eve baskın olarak kayıtlara geçtiği, kripto bağlantısının ise çoğunlukla gizli tutulduğu ifade ediliyor.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bazı güvenlik uzmanları, çoklu imza doğrulama, para çekme limiti ve gecikmeli onay mekanizmalarının riski azaltabileceğini, ancak tehdidin tamamen ortadan kalkmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Kripto varlıkların bireysel saklama esasına dayalı sisteminin, yeni güvenlik riskleriyle karşı karşıya olduğu kaydediliyor.




