Merkeziyetsiz finans (DeFi) platformu Aave, Kelp DAO’da yaşanan büyük güvenlik açığından sonra kullanıcılarının toplamda 10 milyar doların üzerinde varlığını çektiği belirtildi. Kelp DAO, blockchain temelli likit staking ve restaking hizmetleriyle bilinen, merkeziyetsiz finansın son dönemdeki büyüklü oyuncularından biri olarak öne çıkıyor. Yaşanan istismar, Aave’nin platformunda kilitli toplam değerin yaklaşık yüzde 40 oranında azalmasına neden oldu.
Kelp DAO saldırısı sonrası Aave’de keskin düşüş
Söz konusu istismar, 292 milyon dolar büyüklüğündeki bir açıkla, farklı zincirler arası teminat modelini kırınca, birçok kullanıcı daha güvenli ve karmaşadan uzak alternatiflere yöneldi. DeFiLlama verilerine göre, Aave’deki toplam varlık miktarı bu olay sonrasında hızla düşerken; etkilenen teminatların piyasada donmasına, tasfiyelerin durmasına ve kaldıraçların azaltılmasına yol açarak platformdan çekilmelere zemin hazırladı.
Kullanıcılar, varlıklarının bir kısmını Maker ile ilişkili Spark protokolüne taşıdı. Spark’ın toplam kilitli değeri, özellikle Sky tarafından desteklenen 6,5 milyar dolarlık stabilcoin rezervine sahip altyapısıyla son dönemde yaklaşık yüzde 10 artış gösterdi. Bu durum, kullanıcıların karmaşık teminatlı açık uçlu borçlanma piyasalarından ziyade daha kontrollü risk yapısı sunan protokollere eğilim gösterdiğine işaret ediyor.
Alternatif protokollere yöneliş sürüyor
Diğer taraftan, Lido gibi büyük likit staking sağlayıcılarında önemli bir düşüş yaşanmadı. Bu tablo, yatırımcıların Ethereum maruziyetinden tamamen vazgeçmediğini, ancak yeniden staking, varlık devri ve zincirler arası köprüler üzerinden oluşan fazladan riskleri elemeye çalıştıklarını gösteriyor.
Ayrıca, Centrifuge ve Spiko gibi reel varlık protokollerinde de kayda değer girişler gözlendi. Bu platformlar, ABD Hazine bonoları ve tahviller gibi tokenize edilmiş geleneksel varlıklara erişim imkânı sunarak, kriptoyla reel finansal uygulamalar arasında köprü işlevi görüyor.
Kullanıcılar riskten kaçıp beklemede kalıyor
Birçok yatırımcı ise varlıklarını, özellikle USDC başta olmak üzere stabilcoin’lere aktarmayı tercih etti. Böylece, yeni bir yatırım hamlesindense, piyasadaki belirsizliğin ve güven kaybının geçici olarak etkisi azalıncaya kadar daha risksiz bir pozisyonda beklemek mümkün oluyor.
Aave’den çıkan tüm fonlar başka platformlara yönelmedi. Bir kısmı ise borçların kapatılması, pozisyonların likide edilmesi ile direkt olarak piyasadan çekildi. Bu durum da toplam kilitli değerin yeni bir protokole akış olmadan mekanik olarak azalmasına sebep oldu.
Sonuç olarak, piyasada sermaye farklı protokollere dağılırken ortak teminat katmanlarına olan güvenin sarsıldığı, risk yönetimi ve basit çözümlerin öne çıktığı bir ortam oluştuğu dikkat çekiyor.
Yaşanan saldırıdan sonra “Kullanıcılar karmaşık katmanlardaki riski azaltmak adına, sermayelerini kontrollü altyapılara ve stabilcoinlere yönlendiriyor. Piyasa güvenini sorgulamaya başladı.” yorumu öne çıkıyor.




