Goldman Sachs ve Japonya’nın MUFG Bank öncülüğündeki 21 bankalık konsorsiyumun ABD doları bazlı stabilcoin çıkarma planı, Ripple‘da uzun yıllar görev yapan fintech girişimcisi Emi Yoshikawa’nın dikkat çekici değerlendirmesine sahne oldu. Yoshikawa, X üzerinden yaptığı paylaşımda bu gelişmenin kendisinde bir deja vu duygusu uyandırdığını yazdı ve sürecin tam da bu yöne evrilmesinin beklendiğini ima etti.
Yoshikawa’nın değerlendirmesinin arka planı
Yoshikawa, 2016 ile 2024 yılları arasında Ripple’da çalıştı ve özellikle XRP’nin Asya’daki kurumsal konumlanmasında rol üstlendi. Ripple, sınır ötesi ödeme çözümleri ve stabilcoin faaliyetleriyle bilinen bir finans teknolojisi şirketi olarak öne çıkıyor. Bu geçmiş, Yoshikawa’nın bankaların blokzincir yaklaşımına ilişkin yorumuna ayrı bir ağırlık kazandırıyor.
Emi Yoshikawa, 21 bankanın dolar stabilcoin planına ilişkin paylaşımında, bunun kendisinde bir deja vu hissi yarattığını ve sürecin zaten bu şekilde ilerlemesinin beklendiğini vurguladı.
Yoshikawa’nın yaklaşımı, geleneksel finans kurumlarında sık görülen bir eğilime işaret ediyor. Büyük bankalar uzun süre üçüncü taraf blokzincir çözümlerini incelese de, sonunda likiditeyi, uyum süreçlerini ve işlem ücretlerini kendi denetimlerinde tutabilecek kapalı yapılar kurmayı tercih edebiliyor. Bu model, XRP Ledger gibi açık ağlarla doğrudan bütünleşme yerine daha kontrollü bir çerçeve sunuyor.
MUFG’nin Japonya ayağı da dikkat çekiyor
Bu tablo, MUFG’nin Japonya’daki ayrı girişimiyle daha da belirgin hale geliyor. Banka, mart 2027’ye kadar SMBC ve Mizuho ile birlikte yen bazlı bir stabilcoin üzerinden mutabakat işlemlerini başlatmayı planlıyor. Söz konusu yapı, ilk olarak MUFG bünyesinde geliştirilen Progmat platformuna dayanıyor.
Bu plan hayata geçerse MUFG, yen ile dolar arasındaki uluslararası dönüşümleri tamamen bankaların kontrol ettiği bir blokzincir ortamında gerçekleştirme imkanına kavuşabilir. Böyle bir yapı, özellikle kurumlar arası ödemelerde dış ağlara bağımlılığı azaltma hedefi taşıyor.
Mini sözlük: Progmat, Japon finans kurumlarının dijital varlık ve stabilcoin ihracı için kullandığı bir altyapı platformudur. Platform, özellikle bankalar ve kurumsal ihraççılar için uyum ve mutabakat süreçlerini standartlaştırmayı hedefliyor.
RLUSD ve USDC ile hedef alanları kesişiyor
Bankacılık konsorsiyumunun hedeflediği kullanım alanlarının bir bölümü, halihazırda düzenlemeye tabi kripto odaklı araçlarla örtüşüyor. Ripple’ın stabilcoini RLUSD’nin piyasa değeri Eylül 2026 itibarıyla 2 milyar doları aştı. Bu arzın 1 milyar dolardan fazlası XRPL üzerinde çıkarıldı. Ayrıca varlık, haziranda Japon düzenleyici JFSA tarafından SBI VC Trade üzerinden işlem görmesi için onay aldı.
| Varlık veya yapı | Hedef kullanım alanı | Öne çıkan özellik |
|---|---|---|
| 21 bankalık dolar stabilcoini | Konsorsiyum içi mutabakat ve büyük kurumlar | Kapalı ve banka kontrollü yapı |
| RLUSD | Açık fintech ekosistemi ve düzenlemeli kullanım | 2 milyar doların üzerinde piyasa değeri |
| USDC | Perakende ödemeler ve DeFi | Açık ağlarda yaygın kullanım |
Bu örtüşme, pazarın farklı alanlara bölünmesine yol açabilir. Banka destekli tokenın, doğrudan bankalar arası denetim gerektiren iç mutabakat işlemlerine ve büyük şirketlere odaklanması bekleniyor. Buna karşılık RLUSD ve USDC gibi varlıklar, daha açık fintech hizmetlerinde, perakende ödemelerde ve DeFi ekosisteminde konumunu koruyabilir.
Yoshikawa’nın yaklaşımı, blokzincir tabanlı mutabakatın işleyebilirliğini kabul ederken, 21 büyük paydaşı bir araya getiren yapılarda yönetişim süreçlerinin karmaşıklaşabileceğine de işaret ediyor.
Konsorsiyum 2027’de planlanan lansman öncesinde iç kurallar üzerinde uzlaşmaya çalışırken, bağımsız ve düzenlenmiş stabilcoinlerin zaman avantajını elinde tutabileceği değerlendiriliyor. Özellikle hızlı entegrasyon gerektiren alanlarda açık ağlar üzerindeki çözümler öne çıkmayı sürdürebilir.





USDT
AAPL