ABD’de 2026 yılında yapılacak ara seçimler, hem Senato’da 35 sandalye hem de Temsilciler Meclisi’nde 435 koltuğun yeniden belirleneceği yoğun bir rekabete sahne olacak. Son anketlere göre mevcut başkan Donald Trump’ın düşen popülaritesinin etkisiyle Demokratlar önde görünüyor. Ancak siyasi dengelerde, ekonomi, dış politika ve göçmenlik gibi faktörlerin yanı sıra, kripto sektöründen gelen finansal destek de ciddi oranda belirleyici olmaya başladı.
Kripto sektörü seçimin finansmanında etkin rol oynuyor
Siyasi kampanyaların finansal yapısını izleyen Takip Et the Crypto adlı şeffaflık girişimine göre, kripto para sektörüne yakın şirketler, yöneticiler ve siyasi eylem komiteleri (PAC) tarafından 2026 seçimleri için 500 milyon doların üzerinde bağış toplandı. Raporlara göre, yalnızca kripto tabanlı PAC’lerin harcamaları 245 milyon doları aşarken, doğrudan kampanya bağışı yapamayan ancak sınırsız harcama yetkisi bulunan süper PAC’ler, bu seçim döngüsünde 49 milyon dolar harcadı.
Kripto odaklı bu fonların çoğu, Cumhuriyetçi adaylara yönelirken, örneğin süper PAC’ler Cumhuriyetçilere 23,4 milyon dolar destek sağladı. Aynı dönemde Demokratlara yapılan destek ise 11,3 milyon dolar düzeyinde kaldı. Şirketlerden ve sektör yöneticilerinden gelen bağışlarda ise bu fark 11 katı geçti.
Mini sözlük: PAC (Political Action Committee), ABD’de bir veya birden fazla aday veya parti lehine seçim kampanyalarını destekleyip fon toplayabilen, özel bağış kurallarına tabi olan siyasi eylem komitesine verilen isimdir. Süper PAC ise adaylarla doğrudan çalışamasa da, sınırsız harcamayla seçimlerde dolaylı etki yaratabilen özel bir PAC türüdür.
| Kategori | Cumhuriyetçiler için destek | Demokratlar için destek |
|---|---|---|
| Süper PAC harcaması | 23,4 milyon $ | 11,3 milyon $ |
| Şirket/CEO/Üst düzey bağış | 11 kat fazla | 1 birim |
Ön seçimlerde karmaşık tablo
Şimdiye dek kripto sınırlı yatırımlar çoğunlukla parti içi ön seçimlerde ağırlık kazandı. Bu süreçte, sektör kendi görüşlerine yakın adayları genel seçimde oylamaya sunmayı hedefliyor. Son dönemde üç farklı ön seçimde yapılan yüksek harcamalar dikkat çekti. Örneğin Illinois’de, Mart ayında yapılan Senato ön seçimini, kripto destekli PAC’lerin rakibine yönelik 10 milyon doları aşan karşı kampanya harcamasına rağmen, eyalet valisi yardımcısı Juliana Stratton yedi puan farkla kazanmayı başardı.
“Özellikle Illinois ön seçiminde, rakiplerin kripto destekli para ile yürütülen kampanyalara seçmenlerin mesafeli yaklaştığı gözlendi. Ancak bu bilgi kamuoyuna yetersiz şekilde yansıtıldı, aksi yönde bir algı yaratılabilirdi.”
Georgia eyaletinde ise, Jasmine Clark yüzde 56 oy oranıyla kongre adaylığını garantiledi. Buradaki ön seçimde, Clark’ın kampanyası kendisinin topladığı bağıştan dokuz kat fazla dış destek aldı. Bağımsız uzmanlar, seçmenlerin bu paranın kaynağını yeterince bilmediğine dikkat çekiyor.
Alabama’da ise kripto lobisinin açık desteğiyle kampanyasını yürüten Barry Moore, oyların çoğunluğunu alsa da seçim kesin sonuçlanmadı ve rakibiyle ikinci tura kaldı. Moore’un adaylığı, toplam bağışların yaklaşık dört katına denk gelen 7,8 milyon dolarlık kripto desteğiyle öne çıktı.
Siyasi adayların ajandalarında kriptoya yer yok
Dikkat çeken bir diğer unsur ise, büyük kripto finansmanına rağmen adayların kampanya web sitelerinde veya duyurularında dijital varlıklara ya da blokzincir projelerine neredeyse hiç değinmemesi. Georgia’daki Clark ve Alabama’daki Moore’un seçim platformlarında, kripto varlıklarla ilgili hiçbir politika ya da taahhüt bulunmuyor. Destek açıklamalarında da sektörle ilgili bir vurgu yer almıyor.
“Kriptoya ayrılan dev bütçelere rağmen, adaylar dijital varlıkları seçim gündeminin parçası haline getirmiyor. Seçimde esas belirleyici başlıklar ekonomik ve siyasi gündemin ana unsurları olarak kalıyor.”
Kripto sektörünün güçlü finansal etkisi, önseçimlerden genel seçimlere doğru yol alırken tartışılmaya devam edecek. Zarflardaki paranın, sandık sonuçlarına kalıcı bir yön verip vermeyeceği hâlâ belirsizliğini koruyor.




