ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu Başkanı Michael S. Selig, yapay zekâ ile üretilen görseller ve içeriklerin doğrulanmasında blockchain teknolojisinin önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi. Finansal piyasalarda sentetik içeriklerin çoğalmasıyla birlikte gerçek materyalle yapay üretimi ayırmanın giderek zorlaştığını belirten Selig, zaman damgası ve dijital kimliklendirme gibi araçların bu alanda öne çıkabileceğini savundu.
Düzenleme yaklaşımında teknolojiye alan açma mesajı
Selig’in başında bulunduğu kurum olan ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu, türev piyasalar ile emtia bağlantılı finansal işlemleri denetleyen federal otoriteler arasında yer alıyor. Aralık 2025’te kurum başkanlığına gelen Selig, son dönemde kripto varlıklar ve yeni finansal teknolojiler konusunda daha net bir çerçeve oluşturulmasını savunan isimlerden biri olarak öne çıktı.
Blockchain teknolojisinin, içeriklere zaman damgası eklenmesi ve her görsel ya da yapay zekâ üretimi paylaşım için ayırt edici bir kayıt oluşturulması yoluyla doğrulama sağlayabileceğini, bu teknolojilerin ABD içinde geliştirilmesinin kritik olduğunu belirtti.
Selig ayrıca, yapay zekâ ile blockchain arasında giderek güçlenen bir bağ bulunduğunu vurguladı. Düzenleyici yaklaşımın yazılım geliştiricilerden çok, doğrudan finansal işlem yapan aktörlere odaklanması gerektiğini ifade eden Selig, aşırı müdahalenin yeniliği baskılayabileceği görüşünü dile getirdi. Bu çerçevede kurumun, piyasalarda kullanılan yapay zekâ modellerini izlediği ancak denetimin kapsamını dar ve hedefli tutmak istediği anlaşılıyor.
Özellikle otonom işlem sistemlerinin yaygınlaşması, düzenleyiciler açısından yeni bir ayrım ihtiyacı doğuruyor. Otomatik çalışan araçlarla tam anlamıyla bağımsız karar veren yapay zekâ ajanlarının aynı başlık altında değerlendirilmemesi gerektiği yönündeki yaklaşım, önümüzdeki dönemde ABD’deki finansal teknoloji tartışmalarını daha da hızlandırabilir.
Kimlik doğrulama araçları ve yeni politika zemini
Bu tartışmanın yanında, çevrimiçi ortamdaki hesapların gerçekten bir insana ait olup olmadığını anlamaya dönük sistemler de öne çıkıyor. Sam Altman’ın desteklediği World projesi, kullanıcıların kişisel verilerini açık etmeden insan olduklarını kanıtlamayı amaçlayan World ID altyapısıyla bu alandaki en bilinen örneklerden biri haline geldi. Proje, biyometrik doğrulama ve kriptografik yöntemleri bir araya getirmesi nedeniyle destek kadar eleştiri de topluyor.
Mart ayında devreye alınan AgentKit aracı, yapay zekâ ajanlarının doğrulanmış bir insanla bağlantılı olduğunu göstermeyi hedefliyor. Sistem, kimlik doğrulama katmanını mikro ödeme altyapısıyla birleştirerek dijital servislerde işlem yapan ajanların arkasında gerçek bir kullanıcı bulunduğunu kriptografik olarak gösterebilecek bir model sunuyor.
Ethereum’un kurucu ortaklarından Vitalik Buterin de internet üzerindeki sistemlerin daha denetlenebilir hale gelmesi için sıfır bilgi kanıtları ve zincir üstü zaman damgaları gibi yöntemlerin kullanılmasını savunuyor. Bu araçların, hassas verileri açığa çıkarmadan içerik üretim ve dağıtım süreçlerinin doğrulanmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
ABD’de yapay zekâ düzenlemesine ilişkin daha geniş çerçeve de bu tartışmaya eşlik ediyor. 20 Mart’ta açıklanan ulusal politika çerçevesi, eyalet bazlı dağınık kurallar yerine ülke genelinde daha birleşik bir yaklaşım kurulmasını gündeme getirdi. Bu tablo, yapay zekâ, blockchain ve dijital kimlik doğrulama araçlarının aynı düzenleme ekseninde daha sık birlikte anılacağına işaret ediyor.




