Kuantuma dayanıklı teknolojilere odaklanan Naoris Protocol, yeni blockchain ana ağını resmen başlattığını duyurdu. Geliştirici ekip, bu altyapının gelecekte ortaya çıkabilecek güçlü kuantum bilgisayarların, günümüzde kullanılan şifreleme sistemlerini aşması durumunda dahi güvenliği koruyacak şekilde tasarlandığını öne sürüyor.
Kuantum tehdidine karşı modern yaklaşım
Kripto dünyasında uzun süredir, “Q Günü” olarak da bilinen, kuantum bilgisayarların yaygın şifreleme algoritmalarını çözebileceği kritik bir eşik endişe konusu. Bitcoin ve Ethereum gibi köklü zincirler bu nedenle zayıf noktalarla karşı karşıya kalabiliyor. Özellikle bu hafta Google, 500 bin qubit civarında bir kuantum bilgisayarın Bitcoin ağını tehdit edebileceğini açıkladı. Buna paralel olarak Ethereum üzerinde de bazı açıkların varlığı gündeme geldi ve önemli miktarda dijital varlığın risk altında kalabileceği belirtildi.
Klasik blockchain altyapılarında yapılan tüm işlemler kalıcı olduğu için, bugünkü herhangi bir açık ileride kuantum bilgisayarlar tarafından değerlendirilme potansiyeline sahip. Bu tehdit ortamında geliştirilen Naoris Protocol, en başından itibaren ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü tarafından onaylanan kuantuma uygun algoritmalar kullanıyor. Bu sayede hem hesapların hem de işlem onaylarının ileri düzey koruma ile gerçekleştirildiği ifade ediliyor.
Mainnet, kavramsal bir projeden gerçek ve çalışan bir altyapıya geçiş anlamına geliyor. Ağ, post-kuantum şifreleme ile 100 milyonun üzerinde işlemi başarıyla doğruladı. Bu bir plan ya da vaat değil, ölçülmüş ve faal bir kapasite.
Naoris Protocol ekibinden Nathaniel Szerezla, söz konusu platformun klasik şifreleme yöntemlerinin risk oluşturduğu noktada yeni bir güvenlik standardı koyduğunu vurguluyor.
Ana ağ lansmanı ve ağ özellikleri
Yeni ana ağ, ilk aşamada yalnızca davet edilen stratejik katılımcıların validator node olarak görev aldığı bir grup üzerinden devreye alındı. Bu yapı ile ağın temel güven katmanının sağlam şekilde inşa edildiği vurgulanıyor. Bir önceki testnet sürecinde ise, dünya genelinde 603 milyonun üzerinde tehdidin tespit edilerek önüne geçildiği, 106 milyonu aşkın post-kuantum işlem gerçekleştirildiği ve bir milyondan fazla güvenlik node’unun aktif edildiği kaydedildi.
Naoris Protocol, ana ağı üzerinde güvenlik açısından “geri döndürülemez bir geçiş” mekanizması oluşturuyor. Bu sistemde bir kullanıcı post-kuantum anahtarlarını tanımladıktan sonra yalnızca kuantuma dayanıklı imzalar ile işlem yapabiliyor. Eski tarz şifreleme kullanan işlem denemeleri ise otomatik olarak engelleniyor; böylece klasik yöntemlerle varlıkların riske girmesi önleniyor.
Şu anda kuantuma dayanıklı güvenlik sadece ana ağda uygulanıyor olsa da, uzun vadede cüzdan sağlayıcılar, borsa platformları, DeFi projeleri ve Katman 2 ağlara destek sunulması planlanıyor. Protokolün, geniş ölçekli blockchain altyapılarında güvenlik standardı getirmeye odaklandığı aktarılıyor.
Ağda NAORIS adını taşıyan yerel bir token tüm işlem akışının ve güvenlik mekanizmasının temeline yerleştirildi. Token, işlemleri doğrulamanın yanı sıra kullanıcılar arasında güveni artırmaya ve ağ kurallarının uygulanmasına katkı sunuyor. Lansman anında, token’ın piyasa değerinin 36 milyon dolar civarında olduğu bildirildi.




