New York’ta görülen davada federal yargıç Katherine Polk Failla, merkeziyetsiz borsa platformu Uniswap hakkında açılan dolandırıcılık davalarını bu ay ikinci kez reddetti. Karar, yalnızca kripto para sektöründe değil, genel olarak teknoloji ve altyapı sunan platformlar için de önemli hukuki sonuçlar taşıyor.
Uniswap’a Yönelik Suçlamalarda Merkezdeki Sorumluluk Tartışması
Uniswap, Ethereum tabanlı bir merkeziyetsiz borsa protokolü olarak kullanıcıların aracı olmadan token takasını mümkün kılıyor. Davacı yatırımcılar, bu platform üzerinden dolandırıcılar tarafından basılan değersiz tokenlara yatırım yaparak zarar ettiklerini savundu. Bunun üzerine platformun bu kayıplardan sorumlu tutulması yönünde bir hukuki strateji izlendi ve Uniswap’ın, sağladığı altyapı nedeniyle dolandırıcılığa “yardım sağladığı” ileri sürüldü.
Yargıç Failla daha önce Ağustos 2023’te davacıların “gerçek sorumluları tespit edemedikleri” için Uniswap’a yöneldiklerini ifade etmişti. Şubat 2025’te ise temyiz mahkemesi, akıllı kontrat geliştiricilerinin üçüncü kişilerin platformu kötüye kullanmasından ötürü sorumlu tutulamayacağını belirterek ilk kararı onadı. Bunun ardından davacılar Mayıs 2025’te yeniden başvuruda bulundu.
Ortaya Çıkan Hukuki İlke Ve Etkileri
Failla tarafından bu ay verilen yeni kararda iddiaların tekrar reddedildiği, bu sefer “nihai ret” (with prejudice) kararıyla davacıların yeniden başvuru hakkının olmadığı aktarıldı. Kararda temel alınan prensibin, tarafsız altyapı sağlayıcıların kullanıcıların işlediği suistimaller nedeniyle sorumlu tutulamayacağı yönünde olduğu tespit edildi. Failla, New York Borsası örneğini göstererek, bir platformun dolandırıcılık amaçlı kullanılması durumunda, burada asıl sorumlunun yasadışı faaliyeti yürüten kişiler olduğuna dikkat çekti.
Uluslararası kripto sektörü, kripto dolandırıcılığının büyük kayıplar yarattığı bir dönemi deneyimliyor. FBI’ın açıklamasına göre 2024 yılı içerisinde kripto yatırım dolandırıcılıkları nedeniyle 6.5 milyar dolar zarar oluştu. Chainalysis şirketi ise 2025 yılına ilişkin kripto dolandırıcılığı ve hileli işlemlerden kaynaklanan zararın yaklaşık 17 milyar dolara ulaştığını tahmin ediyor.
Platformlarda Sorumluluk Sınırı Ve Kürasyon Sorunsalı
Mevcut dava, yalnızca merkeziyetsiz borsalar için değil, dijital platform altyapısı sunan uygulama mağazaları, ödeme aracıları ve yapay zeka şirketleri gibi birçok aktör için de sorumluluğun sınırlarını gündeme getiriyor. Yargı kararlarında, dolandırıcılıktan doğrudan haberdar olmak ve suça ciddi katkı sağlamak gibi iki temel şart aranıyor. Yani, genel amaçlı bir altyapı sağlamak, tek başına sorumluluk doğurmuyor.
Geliştiricilerin platformda yer alan tokenleri öne çıkarması, özellikli listeler veya varlıkları önerme gibi kürasyon faaliyetleri ise daha hassas bir yasal bölgeyi oluşturuyor. Bu tür editoryal müdahaleler, mahkemeler tarafından dolandırıcılıktan haberdar olunduğu ve dolaylı destek sağlandığı şeklinde değerlendirilebiliyor.
Platform operatörlerinin bu nedenle ya tamamen tarafsız bir altyapı sağlamak ya da sıkı yasal ve ticari düzenleme süreçleriyle hareket etmek zorunda kalabileceği vurgulanıyor. Hem kullanıcı güvenliği hem de inovasyonun sürdürülebilirliği açısından ise bu yaklaşımın önemli ekonomik sonuçları olabileceği aktarılıyor.
Yasal ve Düzenleyici Dinamikler
Failla’nın kararında, platformların dolandırıcılık vakalarından tamamen habersiz olduğu sürece, mevcut yasal düzenin sorumluluğu dolandırıcı şahıslara yüklediği belirtiliyor. Ancak kürasyon veya düzenleme faaliyetlerinin platformun rolünü değiştirme potansiyeli bulunuyor. Bu alan, yargı kararlarından çok yasal düzenleme bekleyen bir konu olarak öne çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde davacı tarafın yeniden temyize gitmesi bekleniyor. İlgili temyiz mahkemesi ret kararını onaylarsa, merkeziyetsiz platformlar ve yazılım geliştiricileri için daha net bir hukuki güvence oluşması gündeme geliyor.




