Portföy yöneticisi ve The Lead-Lag Report kurucusu Michael Gayed, küresel piyasalarda yeni bir likidite krizinin şekillenmekte olduğunu savunurken, bu sürecin merkezinde Tokyo’nun yer alabileceğini belirtiyor. Gayed, yen, altın, petrol, XRP ve ABD Hazine tahvilleri arasındaki bağlantının giderek daha belirgin hale geldiğine dikkat çekiyor.
Yen ve petrol baskısı öne çıkıyor
Gayed’in değerlendirmesinde temel risk, Asya kaynaklı bir kur krizi olarak öne çıkıyor. Analiste göre yatırımcılar uzun yıllar düşük maliyetli yen borçlanmasıyla ABD hisse senetlerine yöneldi. Ancak Japonya Merkez Bankası’nın para birimini desteklemek amacıyla faiz artırması, bu kaldıraçlı işlemlerin çözülmesini hızlandırabilir ve satış baskısını sertleştirebilir.
Mini sözlük: Carry trade, düşük faizli bir para biriminden borçlanıp daha yüksek getiri sunan varlıklara yatırım yapılmasıdır. Tersine carry trade ise finansman koşulları bozulduğunda bu pozisyonların hızla kapatılması ve piyasalarda sert oynaklık oluşması anlamına gelir.
Bu tabloyu ağırlaştıran bir diğer unsur olarak petrol fiyatları gösteriliyor. Yene karşı emtia maliyetlerinin yükselmesi, ithalata bağımlı Japon ekonomisi üzerinde ek baskı kuruyor. Gayed, açık finansmanını sağlamak için Tokyo’nun ABD Hazine tahvillerinde daha agresif satışlara yönelebileceğini, bunun da ABD Merkez Bankası’nı zor bir tercih ile karşı karşıya bırakabileceğini düşünüyor.
Michael Gayed, düzenleyicilerin sistemik baskı derinleşirse tahvil piyasasını korumayı önceleyebileceğini, bunun da hisse senetleri üzerinde daha sert bir düzeltme riskini artırabileceğini vurguluyor.
Tahvil piyasası önceliği ve savunma araçları
Gayed, ABD yönetiminin kendi devlet borcu piyasasında ağır bir bozulmaya izin vermeyeceği görüşünü koruyor. Bu çerçevede, tahvillerin desteklenmesi için hisse piyasalarında daha zayıf bir görünümün göze alınabileceğini savunuyor. Temmuz 2026 itibarıyla kamu hizmetleri ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları gibi savunmacı alanların daha geniş piyasaya kıyasla görece güçlü seyretmesi de bu görüşle ilişkilendiriliyor.
Analiste göre panik ortamında öne çıkabilecek başlıca güvenli limanlar altın ve uzun vadeli ABD Hazine tahvilleri olabilir. Bu yaklaşım, büyüme odaklı ve riskli varlıklardan savunmacı araçlara doğru bir sermaye kayması beklentisine dayanıyor.
XRP değerlendirmesi dikkat çekti
Gayed’in değerlendirmesinde XRP’nin altın ve petrol ile birlikte anılması, kripto para piyasasında ayrıca ilgi topladı. Analist, XRP’yi blokzincir teknolojisi üzerinden değil, uluslararası sermaye akımları ve küresel likidite dağılımı çerçevesinde ele alıyor. Bu nedenle odak noktası teknolojik yapıdan çok, stres dönemlerinde sermayenin hangi kanallara yönelebileceği sorusu oluyor.
Gayed, kur piyasalarında sert dalgalanma yaşanması halinde XRP’nin riskten kaçan uluslararası sermaye için alternatif bir geçiş kanalı gibi çalışabileceğini öngörüyor.
Analiste göre döviz piyasalarında fırtına derinleşirse bu token hızlı sermaye geçişlerini karşılayabilecek araçlardan biri haline gelebilir. Yine de bu senaryonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, yen üzerindeki baskının ve petrol maliyetlerindeki yükselişin nasıl şekilleneceğine bağlı olacak.
Gayed, bu aşamada yatırımcıların odağını Wall Street endekslerinden çok Tokyo ve Washington bağlantılı savunmacı araçlara çevirmesi gerektiğini düşünüyor. Piyasalardaki yönün, özellikle yen ve ABD tahvilleri etrafında oluşacak yeni dengeyle daha net ortaya çıkması bekleniyor.




