ABD yönetimi geçtiğimiz hafta kamuoyuna duyurduğu sert gümrük tarifeleriyle küresel piyasalarda sarsıntıya neden oldu. Ancak bu agresif tonun hemen ardından Çin’e “masaya dön” çağrısı yapılması stratejik bir U dönüşünü gözler önüne serdi. Washington’un bu ani geri adımı sadece jeopolitik taktik değil, aynı zamanda iç piyasaların sinyallerine kulak verilerek atılmış zorunlu bir hamle olarak yorumlanıyor. QCP Capital’e göre özellikle ABD tahvil piyasasında yaşanan hareketlilik ekonomide yeni bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Tahvil Faizleri Yükseldi, Fed Üzerindeki Baskı Arttı
10 yıllık ABD Hazine tahvillerinin faizi yüzde 4,6 seviyesine yükselirken, 30 yıllıklarda bu oran yüzde 5’i aştı. Tahvil faizlerindeki bu artış yatırımcıların uzun vadeye dair endişelerini büyütürken, risk iştahını da gözle görülür şekilde zayıflattı. ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden seçilmesi halinde borsaları canlandırmayı hedefleyeceği öngörülüyordu. Ancak bu senaryonun gerçekleşmesi için faizlerin yükselmesi değil, düşmesi gerekiyor.
Tahvil satışlarındaki hızlanma ABD Merkez Bankası (Fed) üzerindeki baskıyı da katlandırarak artırdı. Piyasalar artık bu yıl içerisinde 3.5 baz faiz indirimi bekliyor. Geçtiğimiz hafta Fed yetkililerinden Waller’ın açıklamaları da bu beklentiyi güçlendirdi. Waller, kalıcı enflasyon riskini “geçici” olarak tanımlarken, artık resesyon tehlikesinin daha ön planda değerlendirildiğini ima etti. Fed daha önce de “geçici” ifadesini kullandığı enflasyon dönemlerinde ciddi hatalar yapmıştı. Yine de “Fed koruması” olarak bilinen destekleyici müdahalenin yaklaştığına dair beklentiler kuvvetleniyor.
Altın Yükselirken, Bitcoin Beklemede
Küresel jeopolitik gerginliklerin artmasıyla birlikte altın, yatırımcıların yeniden sığındığı limanlardan biri haline geldi. Özellikle ABD Hazine tahvilleri ve doların geleneksel güvenli liman özelliklerini yitirmesi altının cazibesini artırdı. Altın, artık yalnızca enflasyona karşı bir koruma aracı değil, aynı zamanda kredi riskine karşı da bir siper işlevi görüyor. Nitekim altının onsu bugün 3 bin 33,29 dolara kadar çıkarak bir kez daha rekor tazeledi.

ABD’nin swap spread’leri ve devlet borçlarına yönelik kredi temerrüt takasları (CDS) yükselişte. Bu da yatırımcılar arasında Amerika’nın borç güvenilirliğine dair kaygıların arttığını gösteriyor. Ancak benzer bir “güvenli liman” ilgisi Bitcoin‘de görülmüş değil. Kripto para yatırımcıları hala temkinli ve korunma odaklı pozisyonlarda kalmayı tercih ediyor. Bitcoin’in “alternatif değer saklama aracı” hikayesi bu makroekonomik atmosferde henüz yeterince ilgi görmüş değil.
QCP Capital, Bitcoin’in fiyatında büyük sıçramalar olmasa da piyasada büyük bir panik havası olmadığına vurgu yaptı. Yatırımcılar, fiyatın yönü netleşene kadar daha korumacı stratejilerle hareket ediyor. Bu da kısa vadede büyük çıkışların değil, daha çok dalgalı bir seyrin ön planda olacağı anlamına geliyor.
Makro anlatıda Bitcoin’in henüz altınla aynı ligde olmadığı açık. Altın, merkezi otoritelerin baskısı dışında şekillenen, fiziki ve tarihsel temellere dayanan bir varlık olarak güven tazelerken, en büyük kripto para hala kurumsal kabulleniş eşiğinde bekliyor. Ancak finansal belirsizlikler sürdükçe BTC için de fırsat pencereleri açılabileceği üzerinde duruluyor.




