Dijital kıtlık kavramını ilk ortaya atan isimlerden biri olan Nick Szabo, yapay zekânın altın için en büyük tehdit, Bitcoin
$78,343.06 için ise güçlü bir müttefik olabileceğini savundu. Szabo’ya göre yapay zekâ üretimi devraldığında, perakende ürünlerden para basımına ve madenciliğe kadar her alanda arz artışı yaşanacak. Bu durum, yüzyıllardır “nadir” olarak kabul edilen metallerin değerini zayıflatabilir.
Bitcoin ve Yapay Zekâ Arasındaki Doğal Uyum
Eğer makinelerin yorulmadan çalıştığı bir çağda altının arzı sınırsız hale gelirse, onun “değer saklama aracı” olma niteliği sarsılır. Szabo, bu noktada Bitcoin’in farklı bir yerde durduğunu vurguluyor. Çünkü Bitcoin, ne kadar üretim yapılırsa yapılsın, kodla belirlenmiş 21 milyonluk sınırını asla aşamıyor. Bu özelliğiyle Bitcoin, dış etkenlerle enflasyona uğramayan tek varlık olarak öne çıkıyor.

Nick Szabo, bazı uzmanların Bitcoin’in artık bir teknoloji hissesi gibi işlem gördüğü yönündeki yorumlarını da değerlendiriyor. Ona göre bu durum, doğal bir olgunlaşma süreci. İlk yatırımcıların spekülatif hareketleri piyasada dalgalanma yaratsa da uzun vadede Bitcoin’in gerçek değer saklama niteliği daha belirgin hale gelecek.
Ayrıca Szabo, gelecekte yapay zekâ destekli ajanların kendi işlemlerinde Bitcoin’i tercih edebileceğini de öne sürüyor. Bu durumda makineler altın külçeleri değil, manipülasyona açık olmayan bir kodu yani Bitcoin’i kullanacak.
Farklı Bir Görüş: Altın Yatırımcıları Hâlâ Dirençli
Öte yandan bazı ekonomistler, yapay zekânın üretimi artırmasının altının değerini tamamen ortadan kaldırmayacağını savunuyor. Örneğin geçtiğimiz ay JPMorgan analistleri, artan ekonomik belirsizliklerin yatırımcıları hâlâ “güvenli liman” olarak görülen altına yönelttiğini açıkladı. ABD’de faiz indirimleri beklentisi de altın fiyatlarını yeniden yukarı taşımış durumda.
Yapay zekâ çağında değer kavramı yeniden tanımlanıyor. Fiziksel kıtlık yerini dijital sınırlara bırakırken, Bitcoin’in değişmez arz yapısı onu modern ekonomide ayrıcalıklı bir konuma taşıyor. Ancak altının binlerce yıllık “güven sembolü” kimliği bir gecede kaybolmayacak. Önümüzdeki yıllarda yatırımcıların bu iki varlık arasında denge arayışını sürdürmesi bekleniyor.




